Sayfalar

AKP Isparta Milletvekili Sait Yüce’nin, kadın hakları savunucusu Hülya Gülbahar’a yönelik tavrı ve sarf ettiği sözler kabul edilemez!

“Konumunuzu bilerek konuşun”
“Gidin dışarıda konuşun, burası komisyon”
“O, sizin haddinizi aşar hanımefendi”
“Ben sana haddini bildirmeye çalışıyorum”

Meclis komisyonları, yasa tasarılarının görüşüldüğü, milletvekillerinin yanı sıra uzmanların, sivil toplum örgütlerinin, konunun tüm yönlerini tartışmak ve müzakere etmek için davet edildiği yerlerdir. 18 Şubat 2016 tarihinde, TBMM’de Boşanmaları Araştırma Komisyonu’na, kadın hakları savunucusu ve Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ) temsilcisi olarak davet edilen avukat Hülya Gülbahar, konu hakkındaki görüşlerini sunarken milletvekili Sait Yüce’nin, yukarıda alıntılanan ifadelerini dinlemek zorunda kalmış, sözü kesilerek Meclis’ten kovulmak istenmiştir.

Hülya Gülbahar, milyonlarca kadın ve kadın örgütü gibi bu ülkede on yıllardır kadın hakları mücadelesi veren kadınlardan biridir. Sait Yüce tarafından gösterilen tavır ve sarf edilen sözler, kadına karşı şiddetin bariz bir örneğidir. Ayrıca hükümetin yanlış, eksik ve cinsiyetçi politikaları hakkında konuşmak bile “devlete karşı ihanet” olarak kabul edilerek, her türlü eleştirel ve muhalif fikir beyanının fiilen imkânsız kılınması yönünde bir girişimdir. Kadınlarla ilgili her konuyu dini referanslarla açıklamayı tercih eden Sait Yüce, konuşması ile pek çok iktidar partisi milletvekili ve devlet temsilcisi gibi, kadın haklarının ancak bu bağlam içerisinde ele alınabileceği yönünde kadınlara ve topluma mesaj vermeye ve kadına yönelik her türlü hak temelli talebi zayıflatmaya çalışmıştır. Bu duruş sadece Hülya Gülbahar’a karşı değil; Türkiye’deki tüm kadınlara, kadın erkek eşitliği için mücadele eden tüm kadın ve insan hakları savunucularına ve kadın örgütlerine de sergilenmiştir.

Milletvekilleri gider, kadınlar kalır!

Milletin temsilcileri olarak oturdukları koltuklarda hiçbir milletvekillinin hiçbir vatandaşa cinsiyetçi ve şiddet dolu ifadelerle terbiye sınırını aşan sözler söylemeye hakkı yoktur. Hülya Gülbahar ve tüm kadın hakları savunucuları, on yıllardır Meclis’te ve komisyonlarında eşitlik ve özgürlük mücadelesi vermektedir. Bu mücadele boyunca, her çeşit siyasi görüşten, çok hükümet, çok bakan, çok vekil gelip geçmiştir. Bizler, kendi kişisel hırsları ve ikbal kaygıları, cinsiyetçi saplantıları ile malul birçok siyasetçinin geldikleri gibi gittiklerini izledik, izliyoruz. Ama bizler hep buradayız; kalıcı olan bizleriz, zira o meclis, bizim meclisimiz. Hükümetlere, partilere, vekillere kendi geçiciliklerini; kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin kalıcılığını bir an olsun unutmamalarını tavsiye ediyoruz.

Hiçbir yere gitmiyoruz, eşitlik talebimizden vazgeçmiyoruz!

Bugün Türkiye’de kadınlarla ilgili güncel devlet politikası, kadına karşı şiddeti önlemekten uzak hatta teşvik edici, cinsiyetçiliği pekiştirici ve kadınları toplumsal hayattan dışlayıcıdır. Bu durumun, kadın hakları savunucuları tarafından Meclis komisyonlarında, kamuoyunda ve ilgili her alanda paylaşılmasından, iktidarın politikalarının eleştirilmesinden ve kadınların taleplerinin dile getirilmesinden daha doğal bir şey olamaz. İfade özgürlüğümüz, gündelik hayatımızda erkek şiddeti yoluyla, haklarımızı talep ettiğimizde ise devlet temsilcileri tarafından şiddet kullanılarak baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.

Eşitlik talebine tahammülü olmayan erkeklerin, siyasilerin, devlet temsilcilerinin baskıları kadın hareketini yıldıramaz. Zamanında, Anayasa’da eşit temsil ilkesi yer alsın dediğimiz için bizi Ruanda’ya yollamaya çalışanlar da oldu; gitmedik, gitmiyoruz! Eşitlik ve haklarımız için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!

Eşitlik İzleme Kadın Gurubu – EŞİTİZ
19 Şubat 2016 - iletisim@...
BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR!
11 Ocak 2016

Biz aşağıda imzası olan kadın ve LGBTİ örgütleri, Eşitlik İzleme Kadın Grubu’nun (EŞİTİZ) 24 Ekim ve 19 Aralık 2015 tarihlerinde, İstanbul’da, düzenlediği iki ayrı toplantıda bir araya gelerek veya süreci takip edip toplantı sonuçlarını aramızda tartışarak, Türkiye’de yaşanan sorunların yasalardan değil, yasaların uygulanmaması ya da cinsiyetçi biçimde uygulanmasından kaynaklandığı saptamasında ve aşağıdaki konularda fikirlerimizi ortaklaştırdık.

İlk olarak “Kadın Cinayetlerinde Cezaların Ağırlaştırılması, Haksız Tahrik ve İyi hal İndirimlerinin Kaldırılması Bizim Ortak Talebimiz mi?” sorusunu tartıştık, şunları belirledik:  
 
  • Türkiye’de kadına karşı şiddet konusundaki güncel devlet politikası, ikili bir yapı taşıyor. Bu politikanın birinci ayağı, kadın erkek eşitliğini kabul etmeyen bir devlet propagandası ile kadına karşı şiddetin kışkırtılması ve bu şiddetin ilk tezahürleri olan kadınlara yönelik aşağılama, ayrımcılık, hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, cinsel taciz ve cinsel saldırılar gibi suçların çeşitli mekanizmalar ile cezasız bırakılmasıdır. Güncel devlet politikasının ikinci ayağı ise, konu kadına karşı şiddetin uç noktaları olan tecavüz ve cinayet olduğunda daha da ağır cezaların istenmesi üzerine kuruludur. Oysa gerek tecavüz ve gerekse de kadın cinayetleri için TCK’daki cezalar yeterince ağırdır. Sorun, tecavüzcülerin ve katillerin çoğunun cinsiyetçi ve yasaya aykırı yargı kararlarıyla aklanması ya da daha düşük cezalarla cezalandırılması olarak karşımıza çıkıyor.

  • Yargıda özelikle “tahrik” ve “iyi hal” gerekçeleriyle yapılan “erkeklik indirimleri” olarak adlandırılabileceğimiz cinsiyetçi kararlar, bizzat yasanın kendisine aykırıdır. Örneğin Bianet’in medyaya yansıyan haberler üzerinden yaptığı araştırmaya göre, kadın cinayetlerinde, sanıkların sadece % 45’i tahrik ve iyi hal indirimlerinden faydalanmıştır. Sanıkların % 55’inin bu indirimlerden yararlandırılmamış olması, kadın hareketinin başarısıdır ve var olan yasaların cinsiyetçi olmayan bir biçimde uygulanabileceğinin de kanıtıdır. Yine Bianet’in araştırmasına göre, kadın cinayeti davalarının %65’inde sanıkların %29’u “ağırlaştırılmış müebbet”, % 35’i ise “müebbet hapis” cezasına çarptırılmıştır. Ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezaları zaten yeterince ağır cezalardır. Bunlardan daha ağır cezalar istemek; idam, linç, koğuş infazı, hadım, kısas gibi bireysel ve toplumsal öç alma mekanizmalarını meşrulaştırıcı bir taleptir. Tüm bunlar, yaygınlaşan şiddet kültüründen beslenen ve onu daha da besleyen cezalandırma yöntemleridir. Ağır cezaların hiçbir biçimde caydırıcı olmadığı dünya ve ülke gerçekleri ile ortadadır. Asıl olan, cinsiyetçi ve yasaya aykırı uygulamalarının ortadan kaldırılmasıdır.

  • Kaldı ki, erkek şiddeti salt bireysel bir tutum değildir. Arkasında erkek egemen, cinsiyetçi bir sistem ve bu sistemin kadınları baskı altında tutmaya yönelik sistematik çabası yatmaktadır. Bugün Türkiye’de bu sistem, dozu giderek artan ve yaygınlaşan dev bir propaganda mekanizması ile kadınları geleneksel/cinsiyetçi kadınlık ve annelik rollerini gönüllü olarak kabule zorlamak; buna itiraz eden kadınları ise, şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırmak üzerine kurgulanmıştır.

·        TCK’da “erkekliğime hakaret etti, öldürdüm” indirimi yoktur. Bu ve benzeri tüm haksız tahrik indirimleri, cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Aynı şekilde, TCK’da “kravat” indirimi de yoktur. Bu türden “iyi hal” indirimleri de cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Ceza indirimlerinin bu cinsiyetçi uygulanışına itiraz ederken; “tüm ceza indirimleri kaldırılsın” demek, o suçu kışkırtan tüm eril yapıyı ve toplumsal mekanizmaları göz ardı ederek, tüm suçları sadece bireye fatura etmek ve o bireyi “sosyal idama” mahkum etmek anlamına gelmektedir.
·        Bu nedenle şu anda Türkiye’de acil sorun, yasa maddelerinin değiştirilmesinden çok, kadınlara karşı işlenen şiddet suçlarında Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) gereklerinin yerine getirilmesidir. Acilen İstanbul Sözleşmesi’nde düzenlendiği üzere “kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak kabul edilmemesini” sağlamak ve aynı sözleşme gereği, “mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları”nın gerekçe yapılmasını yasaklamak üzere gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yargıçlara ve savcılara verilecek tek günlük bir eğitimle ve çıkartılacak tek bir içtihadı birleştirme kararı ile bu cinsiyetçi yargı yorumlarına son vermek mümkündür.
·        Yaygın medyanın da desteği ile şu anda “Özgecan Aslan Yasası” adı altında yürütülmekte olan “cezalar artırılsın, indirimler kaldırılsın” kampanyası; devletin kadına karşı şiddeti körükleyen politikalarının gözden kaçırılmasına; kamuoyunun dikkati ve baskısını, cezaların yetersizliğine ve yargının verdiği yanlış kararlara odaklamaya çalışmaktadır. Medyanın da desteği ile yürütülen ve temel mesajı sadece "cezalar artsın, indirimler kalksın" olan bu kampanya, sorunu çözmek bir yana daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Çözüm, Özgecan Aslan ve onun gibi katledilen yüzlerce kadının katillerini yaratan ve cezasız bırakan sistemi, bu durumu körükleyen devlet politikalarını ve devletin kadına karşı şiddeti ortadan kaldırma yükümlülüğünü görünmez hale getiren kampanyalar ya da yasalarda yapılacak ufak tefek tadilatlar değil; gerçek bir kadın-erkek eşitliği ve bu eşitliği sağlamak için yaratılacak etkin kurumsal mekanizmalardadır.
İkinci tartışma konumuz, hükümetin “Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” idi. “Kadına Karşı Şiddet Konusunda Arabuluculuk / Uzlaştırma, Basit Yargılama Usulü ve Pazarlık”  konusunda, toplantıya katılan tüm kadın platformları, kadın örgütleri ve bağımsız kadınlar olarak aşağıdaki konularda ortaklaştık:

·        Bugün Türkiye’de yasal düzeyde en önemli sorun, tecavüz ve cinayete varmayan şiddet suçlarındaki cezaların paraya çevirme ve erteleme gibi nedenlerle; denetimli serbestlik üzerinden çıkartılan gizli aflarla cezasız bırakılmasıdır. Açıktır ki, şiddetle mücadelede asıl etkili olacak yöntem, cinayetlere uzanan şiddet zincirinin ilk halkalarında kadınlar için güçlendirici, erkekler için caydırıcı etkide bir ceza politikasıdır. Siyasi iktidar, bu konuda herhangi bir adım atmayı düşünmediği gibi; tam tersine, kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar da dahil olmak üzere cezası beş yıla kadar olan suçlarda, basit yargılama, pazarlık ve uzlaşma getiren bir yasa hazırlığı içindedir. Oysa ki, İstanbul Sözleşmesi 48/1 maddesinde, psikolojik, fiziksel, cinsel ve ekonomik, kadına karşı tüm şiddet biçimleriyle ilgili olarak arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere zorunlu alternatif çatışma çözüm süreçlerini yasaklamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri” alma görevi yüklemektedir. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nin 56/g hükmü, “mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kollukta, mümkün olduğu ölçüde önlenmesini sağlama” gerekliliğini düzenlemekte iken, Hükümet taslağı, mağduru 45 gün sürecek bir pazarlığın içine çekmeye çalışmaktadır. Kadınlarla ilgili davaları “yargıya iş yükü” olarak gören; kadınlara karşı suçları, suç olmaktan çıkarmaya, kadınları saldırganları ile barıştırma/uzlaştırmaya çalışan bu taslak derhal geri çekilmelidir.
Kadına karşı şiddetle mücadele için, öncelikle ve acilen;
Ø  Kadın erkek eşitliğinin sağlanması; kalıplaşmış cinsiyet rolleri, örf, adet, din, gelenek, kültür vb. hiçbir mazeret ileri sürülmeksizin kadına karşı şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası olarak ilan edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir. Bu çerçevede, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin tüm gerekleri ilgili kadın ve LGBTİ örgütleriyle birlikte yaşama geçirilmelidir.
Ø  Devlet mekanizmaları ve toplumsal yaşamın her alanında kadınların eşit temsili sağlanmalıdır.
Ø  İstanbul Sözleşmesi’nin de devletleri yükümlü tuttuğu üzere, şiddetle mücadele için sığınaklar, kadın danışma merkezleri, cinsel şiddet kriz merkezleri ve alo şiddet hattı ülke çapında ve kadınların ve LGBTİ bireylerin kolaylıkla ulaşabilecekleri yaygın bir ağ olarak devlet kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği içinde olacakları bir şekilde kurulmalıdır.
Ø  Derhal, kadın cinayetlerini önleme ve can güvenliği riski bulunan vakaların bizzat takibi görevi bulunan kadın cinayetleri ile ilgili bir birim oluşturulmalıdır. 6284 Sayılı Yasa çalışmaları sırasında, 260’ın üzerinde kadın örgütünün oluşturduğu Şiddete Son Platformu’nun kadın cinayetleri ile ilgili özel bir birim kurulması önerisi iktidar tarafından reddedilmiştir. Aradan geçen süre içinde artmaya devam eden kadın cinayetlerinin, doğrudan doğruya bu konuyla ilgili bir birim kurulmaksızın önlenemeyeceği artık kabul edilmelidir. Aynen Tanık Koruma Kurulu gibi, aynı ve ek yetkiler ve olanaklar ile donatılmış Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet ve Jandarma Genel Müdürlükleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları temsilcileri, Adli Tıp temsilcisi ve kadına karşı şiddet alanında çalışan hükümet dışı kadın örgütü temsilcilerinden oluşan bir özel birim kurulmalıdır.
Bizler kadın ve LGBTİ alanında çalışan örgütler olarak, yukarıdaki konularda tartışmış ve anlaşmış bulunuyoruz.
Herhangi bir örgütün, kadın/erkek milletvekili ve diğerlerinin, bu konularda bizler adına konuşmasını kabul etmiyoruz. Ana akım ya da alternatif olma iddiasındaki hiçbir medya mecrasının da kendi sol ya da sağ, ama son tahlilde cinsiyetçi, muhafazakar, ahlakçı, zihinsel kodlarını bize dayatmasını istemiyoruz. Bu dayatmaların bizim sözümüzü boğmasına, kendi gündemlerini dayatmasına izin vermeyeceğiz!

Adana Kadın Da(ya)nışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)
Adıyaman Kadın Yaşam Derneği
Ankara Feminist Kolektif
Ankara Kadın Platformu
Antalya Kadın Danışma Merkezi Ve Dayanışma Derneği
Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi
Bağımsız Kadın Derneği Mersin
Başkent Kadın Platformu Derneği
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)
Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği
Ergani Selis Kadın Derneği
Eşit Yaşam Derneği
Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ)
Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu
EVKAD-Adana
Femin Art (tüm şubeleri)
Filmmor Kadın Kooperatifi
Gökkuşağı Kadın Derneği
İstanbul LGBTI Dayanışma Derneği
İzmir Kadın Dayanışma Derneği
Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER)
Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu
Kadın Çalışmaları Derneği
Kadın Dayanışma Vakfı
Kadın Mühendisler Grubu
Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM)
Kadın Yazarlar Derneği
Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
KAOS GL
Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği
Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği
Kırmız Biber Derneği
Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği
Mardin Ortak Kadın İşbirliği Derneği (MOKİD)
Mersin 7 Renk Derneği
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
Muğla Kadın Dayanışma Grubu
Muş Kadın Çatısı Derneği
Muş Kadın Derneği
Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
Siyah Pembe Üçgen İzmir
Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD LGBT)
Şanlıurfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği
Trabzon Barosu Kadın Hakları Komisyonu
Türk Kadınlar Birliği (tüm şubeleri)
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (22 şubesi)
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
Türkiye Yunanistan Kadınları Barış Girişimi (Winpeace)
Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
Van Kadın Derneği (VAKAD)
Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP)


EŞİTLİK İZLEME KADIN GRUBU -EŞİTİZ

BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR!
6 Ocak 2016

Biz aşağıda imzası olan kadın ve LGBTİ örgütleri, Eşitlik İzleme Kadın Grubu’nun (EŞİTİZ) 24 Ekim ve 19 Aralık 2015 tarihlerinde, İstanbul’da, düzenlediği iki ayrı toplantıda bir araya gelerek veya süreci takip edip toplantı sonuçlarını aramızda tartışarak, Türkiye’de yaşanan sorunların yasalardan değil, yasaların uygulanmaması ya da cinsiyetçi biçimde uygulanmasından kaynaklandığı saptamasında ve aşağıdaki konularda fikirlerimizi ortaklaştırdık.

İlk olarak “Kadın Cinayetlerinde Cezaların Ağırlaştırılması, Haksız Tahrik ve İyi hal İndirimlerinin Kaldırılması Bizim Ortak Talebimiz mi?” sorusunu tartıştık, şunları belirledik:
  • Türkiye’de kadına karşı şiddet konusundaki güncel devlet politikası, ikili bir yapı taşıyor. Bu politikanın birinci ayağı, kadın erkek eşitliğini kabul etmeyen bir devlet propagandası ile kadına karşı şiddetin kışkırtılması ve bu şiddetin ilk tezahürleri olan kadınlara yönelik aşağılama, ayrımcılık, hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, cinsel taciz ve cinsel saldırılar gibi suçların çeşitli mekanizmalar ile cezasız bırakılmasıdır. Güncel devlet politikasının ikinci ayağı ise, konu kadına karşı şiddetin uç noktaları olan tecavüz ve cinayet olduğunda daha da ağır cezaların istenmesi üzerine kuruludur. Oysa gerek tecavüz ve gerekse de kadın cinayetleri için TCK’daki cezalar yeterince ağırdır. Sorun, tecavüzcülerin ve katillerin çoğunun cinsiyetçi ve yasaya aykırı yargı kararlarıyla aklanması ya da daha düşük cezalarla cezalandırılması olarak karşımıza çıkıyor.

  • Yargıda özelikle “tahrik” ve “iyi hal” gerekçeleriyle yapılan “erkeklik indirimleri” olarak adlandırılabileceğimiz cinsiyetçi kararlar, bizzat yasanın kendisine aykırıdır. Örneğin Bianet’in medyaya yansıyan haberler üzerinden yaptığı araştırmaya göre, kadın cinayetlerinde, sanıkların sadece % 45’i tahrik ve iyi hal indirimlerinden faydalanmıştır. Sanıkların % 55’inin bu indirimlerden yararlandırılmamış olması, kadın hareketinin başarısıdır ve var olan yasaların cinsiyetçi olmayan bir biçimde uygulanabileceğinin de kanıtıdır. Yine Bianet’in araştırmasına göre, kadın cinayeti davalarının %65’inde sanıkların %29’u “ağırlaştırılmış müebbet”, % 35’i ise “müebbet hapis” cezasına çarptırılmıştır. Ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezaları zaten yeterince ağır cezalardır. Bunlardan daha ağır cezalar istemek; idam, linç, koğuş infazı, hadım, kısas gibi bireysel ve toplumsal öç alma mekanizmalarını meşrulaştırıcı bir taleptir. Tüm bunlar, yaygınlaşan şiddet kültüründen beslenen ve onu daha da besleyen cezalandırma yöntemleridir. Ağır cezaların hiçbir biçimde caydırıcı olmadığı dünya ve ülke gerçekleri ile ortadadır. Asıl olan, cinsiyetçi ve yasaya aykırı uygulamalarının ortadan kaldırılmasıdır.

  • Kaldı ki, erkek şiddeti salt bireysel bir tutum değildir. Arkasında erkek egemen, cinsiyetçi bir sistem ve bu sistemin kadınları baskı altında tutmaya yönelik sistematik çabası yatmaktadır. Bugün Türkiye’de bu sistem, dozu giderek artan ve yaygınlaşan dev bir propaganda mekanizması ile kadınları geleneksel/cinsiyetçi kadınlık ve annelik rollerini gönüllü olarak kabule zorlamak; buna itiraz eden kadınları ise, şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırmak üzerine kurgulanmıştır.

  • TCK’da “erkekliğime hakaret etti, öldürdüm” indirimi yoktur. Bu ve benzeri tüm haksız tahrik indirimleri, cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Aynı şekilde, TCK’da “kravat” indirimi de yoktur. Bu türden “iyi hal” indirimleri de cinsiyetçi “erkeklik” indirimleridir. Ceza indirimlerinin bu cinsiyetçi uygulanışına itiraz ederken; “tüm ceza indirimleri kaldırılsın” demek, o suçu kışkırtan tüm eril yapıyı ve toplumsal mekanizmaları göz ardı ederek, tüm suçları sadece bireye fatura etmek ve o bireyi “sosyal idama” mahkum etmek anlamına gelmektedir.
  • Bu nedenle şu anda Türkiye’de acil sorun, yasa maddelerinin değiştirilmesinden çok, kadınlara karşı işlenen şiddet suçlarında Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) gereklerinin yerine getirilmesidir. Acilen İstanbul Sözleşmesi’nde düzenlendiği üzere “kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak kabul edilmemesini” sağlamak ve aynı sözleşme gereği, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları”nın gerekçe yapılmasını yasaklamak üzere gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Yargıçlara ve savcılara verilecek tek günlük bir eğitimle ve çıkartılacak tek bir içtihadı birleştirme kararı ile bu cinsiyetçi yargı yorumlarına son vermek mümkündür.
  • Yaygın medyanın da desteği ile şu anda “Özgecan Aslan Yasası” adı altında yürütülmekte olan “cezalar artırılsın, indirimler kaldırılsın” kampanyası; devletin kadına karşı şiddeti körükleyen politikalarının gözden kaçırılmasına; kamuoyunun dikkati ve baskısını, cezaların yetersizliğine ve yargının verdiği yanlış kararlara odaklamaya çalışmaktadır. Medyanın da desteği ile yürütülen ve temel mesajı sadece "cezalar artsın, indirimler kalksın" olan bu kampanya, sorunu çözmek bir yana daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Çözüm, Özgecan Aslan ve onun gibi katledilen yüzlerce kadının katillerini yaratan ve cezasız bırakan sistemi, bu durumu körükleyen devlet politikalarını ve devletin kadına karşı şiddeti ortadan kaldırma yükümlülüğünü görünmez hale getiren kampanyalar ya da yasalarda yapılacak ufak tefek tadilatlar değil; gerçek bir kadın-erkek eşitliği ve bu eşitliği sağlamak için yaratılacak etkin kurumsal mekanizmalardadır.
İkinci tartışma konumuz, hükümetin “Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” idi. “Kadına Karşı Şiddet Konusunda Arabuluculuk / Uzlaştırma, Basit Yargılama Usulü ve Pazarlık”  konusunda, toplantıya katılan tüm kadın platformları, kadın örgütleri ve bağımsız kadınlar olarak aşağıdaki konularda ortaklaştık:

  • Bugün Türkiye’de yasal düzeyde en önemli sorun, tecavüz ve cinayete varmayan şiddet suçlarındaki cezaların paraya çevirme ve erteleme gibi nedenlerle; denetimli serbestlik üzerinden çıkartılan gizli aflarla cezasız bırakılmasıdır. Açıktır ki, şiddetle mücadelede asıl etkili olacak yöntem, cinayetlere uzanan şiddet zincirinin ilk halkalarında kadınlar için güçlendirici, erkekler için caydırıcı etkide bir ceza politikasıdır. Siyasi iktidar, bu konuda herhangi bir adım atmayı düşünmediği gibi; tam tersine, kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar da dahil olmak üzere cezası beş yıla kadar olan suçlarda, basit yargılama, pazarlık ve uzlaşma getiren bir yasa hazırlığı içindedir. Oysa ki, İstanbul Sözleşmesi 48/1 maddesinde, psikolojik, fiziksel, cinsel ve ekonomik, kadına karşı tüm şiddet biçimleriyle ilgili olarak arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere zorunlu alternatif çatışma çözüm süreçlerini yasaklamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri” alma görevi yüklemektedir. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nin 56/g hükmü, “mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kollukta, mümkün olduğu ölçüde önlenmesini sağlama” gerekliliğini düzenlemekte iken, Hükümet taslağı, mağduru 45 gün sürecek bir pazarlığın içine çekmeye çalışmaktadır. Kadınlarla ilgili davaları “yargıya iş yükü” olarak gören; kadınlara karşı suçları, suç olmaktan çıkarmaya, kadınları saldırganları ile barıştırma/uzlaştırmaya çalışan bu taslak derhal geri çekilmelidir.
Kadına karşı şiddetle mücadele için, öncelikle ve acilen;
  • Kadın erkek eşitliğinin sağlanması; kalıplaşmış cinsiyet rolleri, örf, adet, din, gelenek, kültür vb. hiçbir mazeret ileri sürülmeksizin kadına karşı şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası olarak ilan edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir. Bu çerçevede, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin tüm gerekleri ilgili kadın ve LGBTİ örgütleriyle birlikte yaşama geçirilmelidir.
  • Devlet mekanizmaları ve toplumsal yaşamın her alanında kadınların eşit temsili sağlanmalıdır.
  • İstanbul Sözleşmesi’nin de devletleri yükümlü tuttuğu üzere, şiddetle mücadele için sığınaklar, kadın danışma merkezleri, cinsel şiddet kriz merkezleri ve alo şiddet hattı ülke çapında ve kadınların kolaylıkla ulaşabilecekleri yaygın bir ağ olarak devlet kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği içinde olacakları bir şekilde kurulmalıdır.
  • Derhal, kadın cinayetlerini önleme ve can güvenliği riski bulunan vakaların bizzat takibi görevi bulunan kadın cinayetleri ile ilgili bir birim oluşturulmalıdır. 6284 Sayılı Yasa çalışmaları sırasında, 260’ın üzerinde kadın örgütünün oluşturduğu Şiddete Son Platformu’nun kadın cinayetleri ile ilgili özel bir birim kurulması önerisi iktidar tarafından reddedilmiştir. Aradan geçen süre içinde artmaya devam eden kadın cinayetlerinin, doğrudan doğruya bu konuyla ilgili bir birim kurulmaksızın önlenemeyeceği artık kabul edilmelidir. Aynen Tanık Koruma Kurulu gibi, aynı ve ek yetkiler ve olanaklar ile donatılmış Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet ve Jandarma Genel Müdürlükleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları temsilcileri, Adli Tıp temsilcisi ve kadına karşı şiddet alanında çalışan hükümet dışı kadın örgütü temsilcilerinden oluşan bir özel birim kurulmalıdır.
Bizler kadın ve LGBTİ alanında çalışan örgütler olarak, yukarıdaki konularda tartışmış ve anlaşmış bulunuyoruz.
Herhangi bir örgütün, kadın/erkek milletvekili ve diğerlerinin, bu konularda bizler adına konuşmasını kabul etmiyoruz. Ana akım ya da alternatif olma iddiasındaki hiçbir medya mecrasının da kendi sol ya da sağ, ama son tahlilde cinsiyetçi, muhafazakar, ahlakçı zihinsel kodlarını bize dayatmasını istemiyoruz. Bu dayatmaların bizim sözümüzü boğmasına, kendi gündemlerini, muhafazakarlıklarını ve ahlakçılıklarını dayatmasına izin vermeyeceğiz!


Adana Kadın Da(ya)nışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ)
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER)
Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu
Kadın Dayanışma Vakfı
Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
İzmir Kadın Dayanışma Derneği



HERKESİ UYARIYORUZ!

HERKESİ UYARIYORUZ!
Kadın ve çocuklara yönelik cinsel suçlara “ağır cezalar getireceği” iddia edilen değişiklik, birçok suçun cezasını hafifletecek, birçok tecavüzcü ve istismarcıyı serbest bırakacaktır.
Cinsel suçlara sözde ceza artırımı diye sunulan bu tasarı:  Özde cezasızlıktır!
AKP, pek çok önemli yasa değişikliğini hukuken çok sorunlu olan “torba yasa” usulü ile bir arada sunarak ve muhatapları ile tartışmayarak; toplumu, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel saldırı suçlarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması konusunda var olan durumdan çok daha sorunlu bir aşamaya taşımak istiyor! 
Hükümetin, cinsel suçların önlenmesini sağlayacak adımları atmadığını, erkek egemen devlet ve hukukun, erkeğin lehine uygulamaları değiştirmeye niyetli olmadığını, cezayı artırmak ya da azaltmakla sorunun çözülebileceği yanılgısını yaymaya çalıştığını biliyoruz.
Yasada kadın cinayetlerine ya da kadına karşı şiddete ilişkin bir düzenleme yapılmamış!
Türk Ceza Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik öneren bir yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda tek bir düzenleme bile olmamasını hayretle karşılıyoruz. Tam tersine, kadınlara tecavüz sırasında uygulanan/uygulanacak şiddet konusunda erkeklere yeni “ceza indirimleri” geliyor! 
Cinayet davalarında ise haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmadığını görüyoruz.
Kadının beyanı esas alınmalı!
Tasarıya, cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında “çocuğun ve kadının beyanının esas alınması ve aksini ispat yükümlülüğünün erkekte olması”na ilişkin de hiçbir hüküm konmadığını görüyoruz.
15-18 yaş arası genç kadın ve erkekler arasındaki cinsel ilişkiye dair hapis cezasının artırılması kabul edilemez!
TCK’da var olan ve yarısı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan bu konuyla ilgili “diğer yarısı” yürürlükte olan TCK 104. maddenin tümden iptali gerekmektedir. Tasarı, tam tersine,  gençlerin kendi rızalarıyla giriştiği cinsel eylemlerin cezasını artırmaktadır. Flört eden genç kadın ve erkekleri (ve hatta ailelerini), daha uzun sürelerle hapse atma tehdidiyle cezalandırmak istemektedir. 
Gençlerin flörtüyle, ülkemizde büyük bir sorun olan çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler konusu İKİ AYRI KONUDUR. Bu konuda toplumda ve hukukta bir algı karışıklığı yaratmamak gerekir. Çocukları cinsel istismardan korumak hepimizin ortak sorumluluğudur; gençlere cinselliği yasaklamak yeni toplumsal mağduriyetler yaratacak muhafazakar bir politikadır.
Çocuklarla ilgili getirilmek istenen yasaların, çocukları korumayı değil, muhafazakarlaşmayı ve cinsel özgürlüklerin sınırlandırılmasını amaçladığını biliyoruz.
Hükümetin amacı çocukları korumak değil!
Yürürlükteki yasa maddesini değiştirerek çocukların yetişkinler tarafından istismar edildiği durumlar için, “taciz” ve “saldırı” ayrımı getirmeye çalışmak, çocukların taciz edilmesi halinde cezanın düşmesi anlamına geliyor. Çocukları korumak bu mu?
Şikayet süresi 6 ayla sınırlanıyor!
Halen zaman aşımının korunduğu, cinsel taciz ve kimi cinsel saldırı suçlarında şikayet süresinin 6 ayla sınırlandığı bu yeni düzenlemeyle cinsel saldırıların önlenebileceğini nasıl söyleyebiliriz?
Sanıklar suçludur, ruh hastası değil!
Cinsel suçların çok küçük bir bölümü “hasta”lar tarafından işlenir. Toplumun belki de binde birlik bir oranına denk düşen bu “hasta”lar, adı üzerlerinde hastadır. Belki de, toplum tarafından “hasta” edilmişlerdir. 
Çünkü, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel suçlar toplum tarafından kültür, gelenek, örf, adet, din vb. nedenlerle meşru görüldükçe “hasta/normal” tanımı belirsizleşir. 
Önümüzdeki bu yasa tasarısında sanıkların “tedavisinden” söz edilmesi, devlet nezdinde eylemin hala bir suç değil, hastalık olarak görüldüğünü bize gösteriyor. Sanıklar hasta değil, erkek egemen sistemden gücünü alan suçlulardır. Yasada tedaviden söz ederek, bu suç toplumun önünde tıbbileştirilmeye çalışılıyor!
Ruh ve beden sağlığı!
Yeni tasarıda getirilen “ruhsal zedelenme” değerlendirmenin kaldırılması, suçun yalnızca maddi delillere dayandırılması, kimi suçların cezasız kalmasına, cezalarının indirilmesine ve şikâyet edilememesine yol açacak. 
Bugüne kadar çocuklara, kadınlara ve LGBTİ bireylere yönelen cinsel şiddet cezasız kalıyor, kadının beyanı yok sayılarak, fiziksel delil yoksa ceza verilmiyordu. Hali hazırda psikososyal desteğin bir parçası olarak veya cezada ağırlaştırıcı unsur olarak görülmesi gereken ruhsal değerlendirme sürecinin, kadının aleyhine ve erkek egemen hukuka nasıl hizmet ettiğini, bir yıldırma politikasına dönüştüğünü, mağdurların tekrar tekrar travmatize edildiğini biliyoruz. 
Cinsel şiddet kriz merkezleri niye açılmıyor?
Cinsel şiddetle mücadelede kadın danışma merkezleri, kadın/çocuk sığınakları, Alo şiddet hattı ve  cinsel şiddet kriz merkezleri yaşamsal önem taşıyor.
Bu kurumsal mekanizmalar oluşturulmadan, kağıt üzerinde yasaları ağırlaştırmak/hafifletmek hiçbir toplumsal/cinsel sorunu çözemez. 
Özetle belirtelim ki, önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelecek bu düzenlemeler sözde ceza artırımı, özde ise suçlulara cezasızlık getiriyor! Yüzlerce, binlerce tecavüzcü ya da çocuk istismarcısının serbest kalmasını sağlıyor! Yenilerini özendiriyor! 
Cinsel taciz ve saldırıyı önlemeyecek, çocukları ve kadınları korumayacak, saldırganlar üzerinde caydırıcı etkisi olmayacak bu torba yasaya  itirazımız var!


ŞİDDETE SON PLATFORMU
Platform Katılımcıları

1.       Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi- Derneği
2.       Adana Kadın Danışma ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM)
3.       Akdeniz Kadın Kooperatifleri Birliği
4.       Aktif Yaşam Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
5.       Alsancak Soroptimist Kulübü (İş ve Meslek Kadınları Derneği)
6.       Antalya Barosu Kadın Hakları Kurulu
7.       Avrupa Kadın Lobisi -Türkiye Koordinasyonu
8.       Ayvalık Bağımsız Kadın İnsiyatifi
9.       Bağımsız Kadın Gazetesi (KAZETE)
10.    Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Evi
11.    Bahar Lions Kulübü
12.    Balkan Kadınları Derneği
13.    Bornova Kadınlar Sosyal Kültürel Dayanışma Derneği - BORKAD
14.    Buca Evka -1 Kadın Kültür ve Dayanışma Derneği (BEKEV)
15.    Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
16.    Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD).
17.    Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu
18.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Merkez
19.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Artvin Şubesi
20.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Bodrum Şubesi
21.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Bursa Şubesi
22.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Çanakkale Şubesi
23.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Eskişehir Şubesi
24.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Maltepe Şubesi
25.    Cumhuriyet Kadınları Derneği İzmir Buca Şubesi
26.    Cumhuriyet Kadınları Derneği İzmir Urla Şubesi
27.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Manisa Şubesi
28.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Tarsus Şubesi
29.    Cumhuriyet Kadınları Derneği Samsun Şubesi
30.    Çanakkale Bağımsız Kadın Kolektifi (ÇABA)
31.    Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (ELDER)
32.    Çankırı Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği
33.    Çukurova Kadın Platformu
34.    Diyarbakır Selis Kadın Danışma Derneği
35.    Doğubeyazıt Kadın Meclisi
36.    Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik YO. Kadın Grubu
37.    Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi-EKAM
38.    Ege Kadın Dayanışma Vakfı (EKDAV)
39.    Ege Kadın  Buluşması Platformu
40.    Ege Karadenizli Kadınlar Derneği
41.    Ergani Selis Kadın Danışma Merkezi
42.    Eşit Yaşam Derneği.
43.    Eşitlik İzleme Grubu (EŞİTİZ)
44.    Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu
45.    Ev-Eksenli Çalışanlar Sendikası
46.    Ev Kadınları Kültür ve Dayanışma Derneği  (EVKAD)
47.    Ev Kadınları Turistik El Sanatları Derneği (EVTED)
48.    Femin & Art Kadın Sanatçılar Derneği Genel Merkez
49.    Femin & Art İstanbul Şubesi
50.    Femin & Art Ankara Şubesi
51.    Femin & Art Ordu Şubesi
52.    Femin & Art Mersin Şubesi
53.    Femin & Art Bursa Şubesi
54.    Femin & Art Çanakkale Şubesi
55.    Feminist Atölye (Kuzey Kıbrıs)
56.    FİLMMOR Kadın Kooperatifi
57.    Girişimci Kadın Derneği (GİRKADE)
58.    Girişimci Kadınlar Derneği (GİKAD)
59.    Göztepe Soroptimist Kulübü (İş ve Meslek Kadınları Derneği)
60.    Haklı Kadın Platformu.
61.    Hürriyet Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası.
62.    İRİS Eşitlik Gözlem Grubu
63.    İstanbul  Eğitim Eğitim-Sen 6 Nolu Üniversiteler Şubesi Kadın Komisyonu
64.    İstanbul Feminist Kolektif
65.    İstanbul İnsan Hakları Derneği Kadın Hakları Komisyonu
66.    İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Türkiye Federasyonu
67.    İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi
68.    İzmir Barosu Kadın Komisyonu
69.    İzmir Çiğli Evka 2 Kadın Kültür Derneği (ÇEKEV)
70.    İzmir Hastaneleri Gönüllü Anneler Derneği
71.    İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD)
72.    İzmir Kadın Dayanışma Derneği
73.    İzmir Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi
74.    İzmir Sekreterler Derneği
75.    İzmir (Smyra) El Emeği Göznuru Derneği
76.    İzmir Soroptimist Kulübü (İş ve Meslek Kadınları Derneği)
77.    Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi
78.    Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği- Genel Merkez (KA-DER)
79.    KA.DER Adana Şubesi
80.    KA.DER Ankara Şubesi
81.    KA.DER Antalya Şubesi
82.    KA.DER Bursa Şubesi
83.    KA.DER İzmir Şubesi
84.    KA.DER Eskişehir Şubesi
85.    KA.DER Kadıköy Şubesi
86.    KA.DER Kocaeli Şubesi
87.    KA.DER Mersin Temsilciliği
88.    KA.DER Samsun Temsilciliği
89.    Kadın Dayanışma Vakfı
90.    Kadın Emeği Kolektifi (KADEM)
91.    Kadın Erkek Eşitliği Derneği (KAZETE-DER)
92.    Kadın Haklarını Koruma Derneği İzmir Şubesi
93.    Kadın Merkezi Vakfı Genel Merkez
94.    Kadın Merkezi Vakfı (KAMER) Adıyaman
95.    Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Ağrı
96.    Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Ardahan
97.    Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Batman
98.    Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Bingöl
99.    Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Bitlis
100.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Diyarbakır
101.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Elazığ
102.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER) Erzincan
103.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Erzurum
104.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Gaziantep
105.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Hakkari
106.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Iğdır
107.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Kars
108.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Kilis
109.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Malatya
110.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Mardin
111.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Muş
112.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Siirt
113.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Şanlıurfa
114.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Şırnak
115.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER) Tunceli
116.Kadın Merkezi Vakfı (KAMER)  Van
117.Kadın Mimar ve Mühendisler Derneği
118.Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimcileri ve Teknik Elemanlar Grubu
119.Kadın Partisi Girişimi
120.Kadın Tiyatrosu
121.Kadın Yazarlar Derneği
122.Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ)
123.Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
124.Kadınların Medya İzleme Grubu (MEDİZ)
125.Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
126.Kampüs Cadıları
127.KAOS Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (KAOS GL)
128.Kapadokya Kadın Dayanışma  Derneği
129.Kapadokya Kadın, Gençlik, Eğitim ve Kültür Derneği
130.Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği
131.Karslı Girişimci Kadınlar Derneği
132.Karşıyaka Soroptimist Kulübü-İş ve Meslek Kadınları Derneği
133.Kemalpaşa Kadın Platformu
134.Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi
135.Kordon Soroptimist Kulübü (İş ve Meslek Kadınları Derneği)
136.Kozadan İpeğe Kadın Kooperatifi
137.Lambda İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği
138.Marmara Grubu Vakfı
139.Mavigöl Kadın Derneği
140.Meme Kanseri İle Savaşım Derneği
141.Mersin Bağımsız Kadın Derneği
142.Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
143.Mor İnisiyatif Kadın Kooperatifi
144.Muğla Akdeniz Yeşilleri Derneği
145.Muğla Kadın Dayanışma Grubu
146.Muğla Karya Kadın Derneği
147.Muş Kadın Çatısı Derneği
148.Muş Kadın Derneği  (MUKADDER)
149.Nilüfer Kadın Dayanışma Merkezi
150.Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi
151.Ordu Kadını Güçlendirme Derneği
152.Pembe Hayat Derneği
153.Petrol-İş Kadın Dergisi
154.Petrol İş Kadın Servisi
155.Sendikalarda ve Meslek Odalarında Erkek Egemenliğine Karşı Kadın İnisiyatifi
156.Sevgi Çemberi Kulübü Derneği (EGE INNERWHELL)
157.Sosyalist Feminist Kolektif
158.Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği
159.Söke Kadın Sığınmaevi Derneği
160.Şiddete Karşı İzmir Kadın Koordinasyonu
161.TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Kadin Calisma Grubu
162.Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) - Kadın Komisyonu
163.Türk-Amerikan Kadınları Kültür ve Yardım Derneği
164.Türk Anneler Derneği Buca Şubesi
165.Türk Anneler Derneği İzmir Şubesi
166.Türk Dünya Kadınlar Dostluk ve Dayanışma Derneği
167.Türk Hemşireler Derneği İzmir Şubesi
168.Türk Kadınlar Birliği Genel Merkezi
169.Türk Kadınlar Birliği Adana Merkez Şube
170.Türk Kadınlar Birliği Seyhan Şubesi
171.Türk Kadınlar Birliği Amasya Şubesi
172.Türk Kadınlar Birliği Antalya Şubesi
173.Türk Kadınlar Birliği Kemer Şubesi
174.Türk Kadınlar Birliği Aydın Şubesi
175.Türk Kadınlar Birliği Kuşadası Şubesi
176.Türk Kadınlar Birliği Söke Şubesi
177.Türk Kadınlar Birliği Bilecik Şubesi
178.Türk Kadınlar Birliği Bolu Şubesi
179.Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi
180.Türk Kadınlar Birliği Çanakkale Şubesi
181.Türk Kadınlar Birliği Denizli Şubesi
182.Türk Kadınlar Birliği Sarayköy Şubesi
183.Türk Kadınlar Birliği Edirne Şubesi
184.Türk Kadınlar Birliği Erzurum Şubesi
185.Türk Kadınlar Birliği Eskişehir Şubesi
186.Türk Kadınlar Birliği Gaziantep Şubesi
187.Türk Kadınlar Birliği Gümüşhane Şubesi
188.Türk Kadınlar Birliği Antakya Şubesi
189.Türk Kadınlar Birliği İskenderun Şubesi
190.Türk Kadınlar Birliği Isparta Şubesi
191.Türk Kadınlar Birliği Iğdır Şubesi
192.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şubesi
193.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Adalar Şubesi
194.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Beşiktaş Şubesi
195.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Beyoğlu Şubesi
196.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Kadıköy Şubesi
197.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Pendik Şubesi
198.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Maltepe Şubesi
199.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Sarıyer Şubesi
200.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Üsküdar Şubesi
201.Türk Kadınlar Birliği İstanbul Şişli Şubesi
202.Türk Kadınlar Birliği İzmir Şubesi
203.Türk Kadınlar Birliği Bergama Şubesi
204.Türk Kadınlar Birliği Bornova Şubesi
205.Türk Kadınlar Birliği Buca Şubesi
206.Türk Kadınlar Birliği Güzelbahçe Şubesi
207.Türk Kadınlar Birliği Karşıyaka Şubesi
208.Türk Kadınlar Birliği Konak Şubesi
209.Türk Kadınlar Birliği Menemen Şubesi
210.Türk Kadınlar Birliği Urla Şubesi
211.Türk Kadınlar Birliği Bayraklı Şubesi
212.Türk Kadınlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi
213.Türk Kadınlar Birliği Karaman Şubesi
214.Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şubesi
215.Türk Kadınlar Birliği Kırklareli Şubesi
216.Türk Kadınlar Birliği Kocaeli Şubesi
217.Türk Kadınlar Birliği Konya Şubesi
218.Türk Kadınlar Birliği Konya Ereğli Şubesi
219.Türk Kadınlar Birliği Manisa Şubesi
220.Türk Kadınlar Birliği Mardin Şubesi
221.Türk Kadınlar Birliği Mersin Şubesi
222.Türk Kadınlar Birliği Tarsus Şubesi
223.Türk Kadınlar Birliği Bodrum Şubesi
224.Türk Kadınlar Birliği Fethiye Şubesi
225.Türk Kadınlar Birliği Nevşehir Şubesi
226.Türk Kadınlar Birliği Ordu Şubesi
227.Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şubesi
228.Türk Kadınlar Birliği Samsun Şubesi
229.Türk Kadınlar Birliği Tekirdağ Şubesi
230.Türk Kadınlar Birliği Malkara Şubesi
231.Türk Kadınlar Birliği Trabzon Şubesi
232.Türk Kadınlar Birliği Kuzey Kıbrıs Genel Merkez  
233.Türk Kadınlar Birliği Dip Karpaz Şubesi
234.Türk Kadınlar Birliği Gazi Magosa Şubesi
235.Türk Kadınlar Birliği Girne Şubesi
236.Türk Kadınlar Birliği Lefkoşe Şubesi
237.Türk Kadınlar Birliği Mehmetçik  Şubesi
238.Türk Kadınlar Birliği Yenierenköy Şubesi
239.Türk Kadınlar Konseyi Derneği İzmir Şubesi
240.Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Merkez ve Şubeleri
241.Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
242.Türkiye Home-Net Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Dayanışma Ağı
243.Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (186 Şubesi ile)
244.Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı (TÜLOV)
245.Uçan Süpürge
246.Üreten Kadınlar Kulübü Derneği
247.Van Kadın Derneği (VAKAD)
248.Van Saray Kadın Derneği
249.WINPEACE Barış İçin Kadın Girişimi
250.Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği
251.Yaşam Kadın Merkezi Derneği
252.Van Yaşam Kültür Kooperatifi (YAKAKOP)
253.Yeditepe Kadın Dayanışma Derneği
254.Yeni Asır Kadın Dünyası Kadın Grubu
255.Yeşil Sol Kadınlar.
256.Yüksekova Kadın Derneği