Sayfalar

4320 SAYILI KADINLARA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDET ve EV İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ, ŞİDDETLE MÜCADELEYE DAİR KANUN TASARISI TASLAĞI

4320 SAYILI KADINLARA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDET ve EV İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ, ŞİDDETLE MÜCADELEYE DAİR
KANUN TASARISI TASLAĞI


GEREKÇE

  1. 4320 sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun”un ismine kadın örgütleri, isimle amaç ve içerik arasında çelişki doğuracağı için itiraz etmişlerdi. İsmin yanlış seçilmesi, yasanın uzun yıllar uygulanamamasına ve aynı zamanda yasanın sadece numarası ile anılmasına neden olmuştu. 4320 sayılı yasa bu nedenle, ilgili kurum, kuruluş ve toplum arasında isminden daha çok yasa numarası ile benimsendi ve kullanıldı. Şimdi içeriği yenilenen ve geliştirilen bu yasaya, bambaşka ve yeni bir numara verilmesi, uygulamada yeni bir tanıtım süreci gerektirmesi ve eski yasanın yerleşmiş olumlu uygulamalarından kopma tehlikesi taşıması nedeniyle sakıncalı olacaktır. Bu nedenle, 4320 yasa sayısının korunması kritik önemdedir.

  1. 4320 sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” örneğinde olduğu gibi, yasanın adının içeriği ve amacı arasında çelişki/eksiklik/belirsizlik olmamalıdır. Bu nedenle, Yasanın adında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’nin de imzalamış bulunduğu CM (2011) 49 final, 7 Nisan 2011 tarihli Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ile uyum sağlaması için gerekli değişiklik önerilmiştir.


BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Temel İlkeler
Amaç
MADDE 1- Bu Kanunun amacı, uluslar arası sözleşmelere uygun olarak, kadınların ve ev içi şiddete maruz kalan bireylerin her türlü şiddetten korunması, işlenen şiddet eylemlerinin gereken özenle soruşturulması, cezalandırılması ve bu eylemlerden kaynaklı mağduriyet için tazminat sağlanması; şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılması; kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu da içinde olmak üzere, kadın ve erkek arasındaki somut eşitliği teşvik etmek amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.


GEREKÇE

Amaç maddesi, yasanın adıyla bağlı olarak “kadınların ve ev içi şiddete maruz kalan bireylerin” korunması biçiminde daha geniş olarak formüle edilmiştir. Ek olarak, kadınlara yönelik şiddetin sadece, şiddet ya da şiddet tehdidi halinde “hukuksal” koruma ve kovuşturma mekanizmaları ile ortadan kaldırılamayacağı için, şiddetin önlenmesi (eğitim, caydırıcılık mekanizmaları, vb. ) ile (tüm ilgili uluslar arası sözleşmelerde olduğu gibi) şiddetin ortadan kaldırılması (şiddeti yaratan toplumsal koşulların dönüştürülmesi) de amaç maddesine eklenmiştir.

Maddeye eklenen işlenen şiddet eylemlerinin gereken özenle soruşturması, cezalandırılması ve bu eylemlerden kaynaklı mağduriyet için tazminat sağlanması” bölümü, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Sözleşmeye taraf devletlere, sözleşmenin 5. maddesinin 2. fıkrasında belirttiği yükümlülük olarak, buradan aynen alınmıştır.

Maddeye ayrıca, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin amaç maddesinde yer alan “kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve, kadınların güçlendirilmesi yoluyla da dahil olmak üzere, kadın ve erkek arasındaki somut eşitliği teşvik etmek” amacı da eklenmiştir.


Kapsam
MADDE 2- Bu Kanun, medeni hal, aynı çatı altında yaşama, karşılıklı bir ilişki içinde olma durumlarına ve cinsel yönelimine bakılmaksızın, şiddete uğrayan ya da şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan; kadınların, çocukların, evlilik birliği ya da fiili beraberlikleri herhangi bir nedenle sona ermiş eş/nişanlı/tarafların veya yakın ilişki olsun/olmasın tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin veya ev içi şiddet mağduru olabilecek diğer bireylerin ve varsa bunların yakınlarının korunmasına ilişkin hükümleri kapsar.


GEREKÇE

Maddenin kapsamı, “medeni nikah/aynı çatı altında yaşama/yakın ilişki içinde olma” halleri dışındaki durumları da kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Çünkü biliyoruz ki, kadınlar, daha orta öğrenim sıralarından başlayarak, kendilerinin aslında kendilerinden talep edilen kadar “yakın ilişki” kurmak istemedikleri, daha ileri bir arkadaşlık/ flört/ nişanlılık/ evlilik vb. ilişki düşünmedikleri erkekler tarafından da “taciz ve takip”e maruz kalmaktadırlar ve bu taciz ve takip, bazen onyıllarca sürmekte ve bazen de daha birkaç ay/yıl içinde cinayetle sonuçlanmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde bu konuda “stalking” adı verilen özel yasalar yürürlüğe konulmuştur. Türkçede “ısrarlı takip/taciz/musallat olma” olarak adlandırılabilecek bu durum için özel ve ayrı bir yasa çıkartılması yerine, bu konunun tek bir “şiddete karşı çerçeve yasa” içinde çözülmesi gerekmektedir. Aksi durumda Türkiye kamuoyu, (örneğin “mobbing/ işyerinde psikolojik şiddet” kavramında olduğu gibi, hayatta yaygın olarak yaşanan, ama hukuk dünyasında kavramsal karşılığı ve yaptırımı hala bulunamayan yeni bir hal ile karşı karşıya kalacaktır. Bilindiği gibi “mobbing”, sadece kadınlarla ilgili bir kavram olmadığı halde, Türkiye kamuoyuna bu kavramı asıl olarak kadınlar taşıdığı için sadece kadınlarla ilgili bir kavram olarak algılanmaktadır.  Oysa ki, “stalking/ısrarlı takip/taciz” ağırlıkla kadınlarla ilgili bir kavramdır. Kadınların hayatını zehir eden ve birçok durumda hayatlarından olmalarına neden olan bu duruma karşı, doğal olarak 4320 sayılı yasa ve yürürlükteki yeni Türk Ceza Kanunu’nda belli hükümler vardır. Ama asıl olan bu “spesifik” şiddet türünün “hukuken” de tanımlanıp hayattan silinmesi iradesinin ortaya konulmasıdır.

Kaldı ki, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin 34. maddesinde bu konu “Takip” başlığı altında veTaraf Devletler, başka bir kişiye karşı mükerreren tehditkâr davranışlara girişerek kişinin güvenliğinden endişe etmesine sebep olan kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.” hükmüyle özel olarak düzenlemektedir. Türkiye’nin ilk imzacılarından olan bu sözleşmenin gereği olarak bu hükmün şiddetle ilgili bu önemli düzenlemede yer alması kaçınılmaz bir gereklilik ve hukuki sorumluluktur.


Tanımlar
MADDE 3- Bu Kanunda yer alan;

a)      Uluslararası Sözleşmeler:  Türkiye’de yürürlükte olan, Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiyesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) ve Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokol (1999) ile CEDAW Komitesi’nin kadına yönelik şiddete dair 19 No’lu Genel Tavsiye Kararı; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokol ve Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Uluslar arası Sözleşmesi ile;

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, Avrupa Sosyal Şartı, İnsan Ticaretine Karşı Eyleme İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi de dahil olmak üzere Türkiye’nin tarafı olduğu tüm uluslar arası sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin kadına yönelik ya da ev içinde gerçekleşen şiddet ya da şiddet tehdidine yönelik tüm hükümlerinin, otomatik olarak bir iç hukuk normu olduğunu hüküm altına alır.


GEREKÇE

Tanımlar maddesinde, bu yasaya anlam ve ruh kazandıracak hukuki altyapının: TC Anayasası ile Türkiye’nin kabul etmiş bulunduğu ve ülkede halen “ulusal ve ulusalüstü” bir yasa normu olan uluslar arası sözleşmelere atıfta bulunulmuştur. İkisi hariç bu sözleşmelerin tümü halihazırda Anayasa’nın 90. maddesi gereğince temel insan hakları konusunda, yasalar ile uluslar arası sözleşmeler arasında uyuşmazlık olduğunda uluslar arası sözleşmeler uygulanacaktır. Üstelik Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca “anayasaya aykırılığı iddia edilemeyecek” bir yasa hükmünde oldukları için 1. yeni yasalara aynen geçirilmek zorundadır, 2. eski yasalardaki hükümleri otomatik olarak geçersiz kılarlar. Dolayısıyla, bu uluslar arası sözleşmelerin hükümlerini yasalara tek tek yazmak yerine, sözleşmelere atıfta bulunmak yeterlidir.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından imzalanmış olup da (hala ve halen), TBMM onayına sunulmamış bulunan ve 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalandığı için “İstanbul Sözleşmesi” olarak da anılan “Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme” ile “Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi” dışındaki tüm sözleşmeler zaten bir iç hukuk normudur. (Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin suçtan mağdur duruma düşenlerin tazmin edilmelerine ilişkin 77/27 sayılı Tavsiye Kararı esas alınarak hazırlanan ve 24/11/1983 tarihinde imzaya açılan  “Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi” 24/04/1985 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmış ancak, henüz onaylanmamıştır. Başta Almanya, Fransa, İtalya ve İsviçre olmak üzere, birçok Avrupa ülkesi, anılan Sözleşmenin gereklerine uygun yasal düzenlemeleri yapmıştır. Türkiye de, imzaladığı bu sözleşmenin gereği olarak bu konuyla ilgili bir yasa taslağı tasarısı hazırlamış, ama 1985’ten beri ne bu sözleşme, ne de buna bağlı olarak hazırlanan yasa tasarısı taslağı onaylanmamıştır. (Konuyla ilgili kadın örgütleri olarak üç ayrı talebimiz bulunmaktadır: 1. “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin (İstanbul Sözleşmesi) derhal ve herhangi bir çekince belirtilmeksizin TBMM’de onaylanması; 2. 24/04/1985 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmış olan “Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi”nin derhal ve herhangi bir çekince belirtilmeksizin TBMM’de onaylanması; 3. İkinci maddedeki sözleşmenin iç hukuka uyarlanmasını sağlamak üzere hazırlanmış bulunan yasa tasarısı taslaklarının, kadın örgütleri (ve diğer ilgili sivil toplum örgütleri ile birlikte)  gözden geçirilerek, ilgili sivil toplum örgütleri ile son hali verildikten sonra acilen yasalaştırılması.



          b) Bakanlık: Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,


GEREKÇE

Türkiye’de sadece kadın örgütlerinin değil, tek tek binlerce kadın ve erkeğin, kadınların bu denli ağır eşitsizliklerle mücadele ettiği ve bunun bedeli olarak günde en az 5 kadının öldürüldüğü bir ülkede, adında “kadın” olan tek bakanlığın da kaldırılmış olmasına dair hayreti, kaygısı ve itirazları sürmektedir. Bu denli ağır bir kadın-erkek eşitliği mücadelesi yaşanan bir ülkede, sorunu çözecek bakanlık düzeyinde bir resmi mekanizma olmaması, olanın da lağvedilmesi ve bağlı kuruluş olan KSGM’nin zayıflatılması kabul edilemez. BM Pekin ve Pekin +5 konferanslarında da öngörüldüğü ve Türkiye’nin de bu konuda uluslar arası taahhüt altına girdiği gibi, hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğini sağlamak üzere resmi mekanizmalar yaratmak zorundadır. Türkiye’de bu anlamda yeni  mekanizmalar yaratmak yerine, varolanların da kapatılması/yok edilmesi açık bir uluslar arası hukuk ihlalidir. Bu nedenle, Türkiye kadın örgütleri olarak, “kadın” bakanlığının kaldırılmış olmasına dair itirazlarımızı ve “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı” kurulması taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz. Ayrı bir bakanlık talebimizin, siyasi iktidarların “aile ve sosyal politikalar” konusundaki kendi politik görüşleri ne olursa olsun, anlamlı ve önemli bir talep olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle, kadına yönelik şiddetle gerçek ve samimi bir mücadele için “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı” kurulması talebimizde ısrar ediyoruz.  Siyasi iktidarların, kendi politik görüşleri doğrultusunda oluşturdukları/sürdürecekleri “aile ve sosyal politikalar bakanlıkları” konusundaki tavrına karşı da, gerek “aile” ve gerekse de “sosyal politika” konusundaki ideolojik argümanları tartışma hakkımızı saklı tutuyoruz. Bu rezervle, kamuoyuna asıl amacı “kadına karşı her türlü şiddeti önlemek” üzere takdim edilmiş olan bu yeni tasarının uygulanması ile görevli olacak hükümet organının “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olmasını öneriyoruz.


          c) Hâkim: Aile mahkemesi hâkimi ile ceza kovuşturmasında Asliye Ceza hâkimini,
          ç) Mahkeme: Aile mahkemesini, ceza kovuşturmasında Asliye Ceza mahkemesini,


GEREKÇE

Bu kanun anlamında, aile mahkemesi yargıcı sadece “koruma” kararı verebileceğinden, bu kararın ihlali durumunda yapılacak ceza yargılamasında asliye ceza mahkemesi ve yargıçları görevli olacağından önerilmiştir.


          d) Koruyucu tedbir: Aile mahkemesi hâkimi veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının ve acil koruma/önleme tedbirleri gerektiği durumda kolluk görevlilerinin, bu Kanunun uygulanmasının söz konusu olduğu kişiler hakkında olayın kapsam ve özelliği dikkate alınarak, istem üzerine veya re’sen hükmedeceği tedbirleri,


GEREKÇE

Türkiye’de en yaygın, en bilinen ve (bizzat giderek ya da telefonla) ilk başvurulan en yakın mekanizma mahalle karakolları ve jandarma olduğu için en azından acil/kısa vadeli tedbirleri almak konusunda yetkili ve görevli olmak üzere “kolluk görevlileri” önerilmiştir. Kolluğa verilecek bu yetki/görev, “acil koruma/önleme tedbirleri” ile sınırlı tutulmuştur.


e) Şiddet: İster kamusal, ister özel alanda meydana gelsin, bireyin, fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlükten yoksun bırakmayı da içeren, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı ifade eder. Kadına yönelik şiddet, cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ve kadının insan hakları ihlali olarak anlaşılmaktadır. Kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet, doğrudan kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya orantısız bir şekilde kadınları etkileyen şiddet anlamına gelir. Ev içi şiddet, mağdur faille aynı haneyi paylaşsa da paylaşmasa da, aile veya hanede, eski veya şimdiki eşler, partnerler ve/veya aynı çatı altında yaşayıp yaşamadığına bakılmaksızın aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet anlamına gelir.

Bu kanun kapsamında kız çocuklarının erken ve zorla evlendirilmeleri de şiddet türü olarak değerlendirilecektir.

Kadını küçültücü yazı, resim, video, ses kaydı vb. materyallerin digital internet ortamında yayınlanarak digital ve elektronik ortamda meydana gelen şiddet de kadına yönelik şiddet olarak tanımlanır. Digital ve elektronik ortamda kadına yönelik şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirler alınır.


GEREKÇE

1. Taslakta şiddetin “toplumsal veya özel alanda meydana gelmesi” hallerinden sözedilmektedir. “Toplumsal” kavramı, “toplumla ilgili, topluma ilişkin” şiddet türlerini içermektedir. Bunun yerine birçok uluslar arası sözleşmede de kullanılan “kamusal” kavramı önerilmektedir. TDK Büyük Sözlüğü’ne göre, “kamu” terimi, bir ülkede yaşayan halkın tümünün yanı sıra, halk hizmeti gören devlet organlarının da tümünü kapsamaktadır.

2. Türkiye’nin de taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler ve kadına yönelik şiddet ve kadın hakları konusunda uluslar arası uygulamalar göstermektedir ki, kadınların ve kız çocuklarının erken ve zorla evlendirilmesi kadına yönelik şiddetin bir türüdür. Bu nedenle, erken ve zorla evliliklerin de kadına yönelik şiddet olarak tanımlanması gerekmektedir.

3.  İnternet teknolojisinin hızla gelişmesi nedeniyle, kadına yönelik şiddetin, kadını küçültücü yazı, resim, video, ses kaydı vb. materyallerin internet ortamında yayınlanarak digital ve elektronik ortamda gerçekleştirilebileceği hususu göz önünde bulundurulmuş ve bu eylemlerin de kadına yönelik şiddet olarak tanımlaması yapılmıştır.

4.  Şiddet tanımına, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde yer alan “kadına yönelik şiddet”, “kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet” ve “ev içi şiddet” tanımları eklenmiştir.

Ev içi şiddet, uluslar arası sözleşmeler ve standartların da gösterdiği üzere sadece eşler ve/veya partnerler arasında meydana gelen bir olgu değildir. Kimi zaman kadına şiddet uygulayan, diğer aile bireyleri olarak babalar, amcalar, kardeşler vb. kişiler olabilmektedir. Bu nedenle ev içi şiddet tanımlanırken, özellikle şiddet uygulayan öznenin kapsamının geniş tutulmasına özen gösterilmiştir.


          f) Kadınlara karşı ayrım: Kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsivete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelir.


GEREKÇE

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiyesi Uluslararası Sözleşmesi” (CEDAW) 1. maddesinden aynen alınmıştır.



          g) Toplumsal cinsiyet: Toplum tarafından kadın ve erkeğe yüklenen ve sosyal olarak kurgulanan roller, beklentiler, davranışlar ve eylemler anlamına gelir.  


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde yer alan “toplumsal cinsiyet” tanımı eklenmiştir.


          h) “Mağdur” şiddete doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan gerçek ya da tüzel kişi anlamına gelir.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde yer alan “mağdur” tanımı eklenmiştir. Her ne kadar Sözleşme’nin “mağdur” tanımında “gerçek” ifadesi bulunsa da, sözleşmenin önlemler bölümünde “tüzel” kişilerden de sözedildiği için bu yasada her ikisi birlikte tanımlar bölümüne alınarak sözleşmenin bir eksikliği tamamlanmıştır.

Aynı şekilde, şiddetin diğer bir kişi karşısında işlenmesi de şiddet olarak tanımlanmıştır. Bu madde ile özellikle çocukların tanıklığında işlenen suçların şiddet olarak tanımlanması ve cezalandırmada ağırlaştırıcı sebep sayılması önerilmektedir. Düzenleme, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin “Cezayı ağırlaştırıcı nedenler”i düzenleyen 46/d hükmüyle de uyumludur.



          ı) “Kadın” ibaresi, 18 yaş altı kız çocuklarını da kapsar.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde yer alan “Kadın” ibaresinin, 18 yaş altı kız çocuklarını da kapsayacağı kuralı eklenmiştir ve 18 yaş altı kız çocuklarının da bu kanun kapsamından yararlandırılmaları sağlanmıştır.


            i) Şikâyet ve ihbar: Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan bireyin aile mahkemesine müracaat etmesini veya kendisinin ya da başka bir kişinin olayı Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk kuvvetlerine yazılı, sözlü veya başka bir suretle bildirmesini (basında çıkan haberlerin ihbar kabul edilmesi dahil olmak üzere) ilgili makamları harekete geçiren bilgi edinmeyi ifade eder.

              Temel ilkeler
MADDE 4- (a) Bu Kanunun uygulanmasında ve bu kanunun gerektirdiği hizmetlerin sunulmasında; başta Türkiye’nin taraf olduğu tüm uluslararası sözleşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmak üzere, yürürlükteki tüm yasal mevzuat temel alınacaktır.


GEREKÇE

Uluslararası sözleşmeler ve anayasal kurallar eklenmiştir.


a) Bu yasa kapsamındaki, kadınlara/çocuklara/suç mağdurlarına yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı verilecek destek ve hizmetlerin sunumunda temel insan haklarına dayalı, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenecektir. Bu nedenle uygulayıcılara bu esaslar çerçevesinde gerekli eğitimler verilecektir.


GEREKÇE

Yasa kapsamında verilecek destek ve hizmetlerin “toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı ve sosyal devlet ilkesine uygun” olması kuralı eklenmiştir.


b) Hakkında koruma tedbir kararı alınan kişilere, hizmet sunulmasının insan onuruna yaraşır şekilde yerine getirilmesi,


GEREKÇE

Yasanın öngördüğü önlem, hizmet ve desteklerin sunulmasında aleyhinde koruma tedbir kararı alınan kişilere de “insan onuruna yaraşır” şekilde davranılması kuralı eklenmiştir.


c) Hizmetin sunulması ve yürütülmesi sırasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, etnik kimlik, renk, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, doğum ve doğum yeri, yaş, medeni hal, engellilik, göçmen ya da mülteci olmak, sağlık durumu, ekonomik ve diğer toplumsal konumları vb. nedenlerle ayrım yapılmaması,


GEREKÇE

Yasanın uygulanmasında, insanlar arasında Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde de belirtildiği gibi,  “etnik kimlik, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, doğum yeri, yaş, medeni hal, engellilik, göçmen ya da mülteci olmak, sağlık durumu ve benzeri nedenlerle” de ayrım yapılamayacağı eklenmiştir.


ç) Kadına yönelik şiddeti önlemenin en önemli unsurlarından birinin, kadın ve erkek arasında yasal ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesi olduğunu kabul edilerek çalışmaların bu ilkeye göre düzenlenmesi,


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin giriş bölümünde yer alan ortak kabul, tasarı taslağındaki temel ilkelere eklenmiştir.

Anılan sözleşmede belirtildiği gibi, kadına yönelik şiddet, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir tezahürüdür ve bu güç ilişkisi, erkekler tarafından kadınlar üzerinde tahakküm kurulmasına ve kadınlara yönelik ayrımcılık yapılmasına yol açmakta, kadınların ilerlemelerinin önünde bir engel oluşturmaktadır.”
Yine Sözleşme, “cinsiyete dayalı şiddet gibi, kadına yönelik şiddetin yapısal boyutunu ve bu şiddetin erkeklerle kıyaslandığında kadınları zorla ikincil bir konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından” biri olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Bu nedenle yasa ile ilgili tüm çalışmalara temel oluşturması gereken yaşamsal önemde bir ilkedir.


d) Koruyucu tedbir kararı verilmesi ve uygulanması sırasında hakkında koruma tedbiri verilen kişilerin durumları dikkate alınarak gerekli özenin gösterilmesi,

e) Bu Kanun kapsamında öngörülen tedbirlerin alınması ve uygulanması sırasında; kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, vakıf, dernek ve diğer sivil toplum kuruluşları, gönüllü gerçek ve tüzel kişiler ile özel sektörün işbirliği içinde çalışması ve bu konuda toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması,

f) Bu Kanun kapsamında verilen hizmetin ülke çapında eşit ve dengeli sunulması,

ilkeleri gözetilir.

g) Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin uluslar arası sözleşmeler ile yüklenilen bir yükümlülük olduğu ve kadına yönelik şiddetin önlenmesinin toplum güvenliği ve sağlığının korunmasının bir gereğidir.

h) Bu yasa kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel önlemler ayrımcılık olarak kabul edilemez.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin temel ilke ve amaçları düzenleyen 4. maddesinden aynen alınmıştır.

h) fıkrası ayrıca, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiyesi Uluslararası Sözleşmesi” (CEDAW) 4/1. maddesi uyarınca eklenmiştir. Madde şöyledir: “Kadın ve erkek eşitliğini fiilen sağlamak için Taraf Devletlerce alınacak geçici ve özel önlemler, işbu Sözleşmede belirtilen türden bir ayrım olarak düşünülmeyecek ve hiçbir şekilde eşitsizlik veya farklı standartların korunması sonucunu doğurmayacaktır. Fırsat ve uygulama eşitliği hedeflerine ulaşıldığı zaman bu önlemlere son verilecektir.”



İKİNCİ BÖLÜM
Önleyici ve Koruyucu Tedbirler
            
Önleyici Politikalar, Tedbirler
MADDE 5-
Bu yasanın amacına uygun olarak, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları;

1)      Kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş, kalıplaşmış rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü uygulamaları yok etmek amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi için gerekli tedbirleri alır.

2)      Kadına yönelik şiddeti önlemenin en önemli unsurlarından biri olan, kadın ve erkek arasında yasal ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesi için çalışmalarını bu ilkeye göre düzenler.

3)      Kadınların sağlık hizmetlerine erişimi için gerekli tedbirleri alır.

4)      Şiddetin önlenmesi için, tüm toplumu, özellikle erkekleri ve erkek çocukları bu yasa kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin önlenmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmaları için teşvik etmek amacıyla gerekli tedbirleri alır.

5)      Bu yasanın kapsamına giren bütün şiddet biçimlerine karşı, her gerçek ve tüzel kişinin korunması için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır. Bu işlemler sırasında mağdurun insan hakları merkeze konulur.

6)      Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için, kültür, örf ve adet, din, gelenek veya “namus”un bu yasa kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

7)      Kadınların bağımsız bir birey olarak güçlenmesi için eğitim, meslek edindirme vb. özel programlar uygular, ekonomik ve sosyal hakları konusunda kurslar düzenlemek vb. faaliyetlerde bulunur; kamuya yapılacak personel alımı ya da atamalarda, kadın-erkek eşitliği sağlanıncaya dek kadın alımına öncelik verme vb. pozitif ayrımcılık politikalarını uygular. Bu uygulamaların özel sektör ve sivil toplum örgütleri, siyasi partiler de içinde olmak üzere tüm diğer alanlarda gerçekleştirilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapar ve tedbirleri alır.

8)      Bu yasanın kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin farklı tezahürlerinin, bunların çocuklar üzerindeki sonuçlarının ve bu şiddet biçimlerinin önlenmesi gerektiğinin toplum içinde anlaşılması ve bu konuda farkındalığın arttırılması için, ulusal insan hakları kurumlarıyla ve eşitlik kurumlarıyla, sivil toplumla ve hükümet dışı örgütlerle ve özellikle de kadın hakları örgütleriyle işbirliğini içeren, düzenli ve her düzeyde farkındalık arttırıcı kampanya ve programları düzenler ya da teşvik eder.

9)      Bu yasanın kapsamında yer alan şiddet eylemlerini önlemeye yönelik mevcut bilgi ve tedbirlerin toplum içerisinde geniş bir kapsamda yaygınlaştırılmasını güvence altına alır. 

10)  Yasa kapsamında yer alan her türlü şiddet vakalarına dair ilgili ayrıştırılmış toplumsal cinsiyet duyarlılığı çerçevesinde toplanan istatistiksel verileri belirli aralıklarla toplar; şiddetin temel nedenlerini ve sonuçlarını, şiddet vakalarını ve mahkûmiyet oranlarını, ek olarak bu yasanın uygulanması için alınan tedbirlerin etkisini incelemek amacıyla araştırma yapar, araştırma yapanları destekler. Bu alanda toplanan bilgilerin kamuya açık olmasını güvence altına alır.

11)   Kadın erkek eşitliği, kalıplaştırılmayan toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişiler arası ilişkilerde şiddetten kaçınma temelinde çatışma çözümü, kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı meselelerinin resmi müfredat içerisinde ve eğitim sürecinin her düzeyinde öğrencilerin gelişim kapasitelerine uygun olarak öğretim materyallerinin içerisine dâhil edilmesi için gerekli adımları atar. Aynı şekilde, spor faaliyetleri, kültürel faaliyetler, boş vakit faaliyetleri ve medyada teşvik edilmesi için de gerekli adımları atar.

12)   Ev içi şiddet faillerinin daha fazla şiddet eyleminde bulunmalarını engellemek ve şiddet içeren davranış kalıplarını değiştirmek üzere kişiler arası ilişkilerinde şiddet içermeyen davranışı benimsemeleri için failleri eğitmeyi hedefleyen programların oluşturulması veya desteklenmesi için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

13)   İfade özgürlüklerine ve bağımsızlıklarına saygı duyarak, özel sektörü, bilgi ve iletişim sektörünü ve medyayı politikaların hazırlık ve uygulama aşamalarına katılmaya ve kadına yönelik şiddeti önlenmek ve kadın onuruna saygıyı arttırmak amacıyla yönerge ve öz-denetim standartlarını oluşturmaya teşvik eder.

14)   Medya iletişim organlarının, cinsel eşitliğin sağlanması ve korunması için kadın ve erkekler, cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği ne olursa olsun tüm bireyler arasında herhangi bir ayrımcılıktan, nefret söyleminden ve nefret suçlarına zemin hazırlayan yayınlardan kaçınarak çalışması; kadınlar olmak üzere tüm bireylere yönelik şiddet haberlerinin, cinsiyetçi olmayan gazetecilik ilkesi ile mağdur bireylerin insan onurunu, özgürlüklerini ve insan haklarını azami derecede gözeten ilkeler doğrultusunda yapılması için gerekli çalışmaları yapar ve bu alandaki çalışmaları teşvik eder.

15)   Eğitim materyallerine başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere tüm bireylere yönelik şiddet konularının dahil edilmesi, normlar geliştirilmesi ve uzmanların yetiştirilmesi, toplumda dönüşümün izlenmesi, toplanan istatistiksel veri ve araştırmaların da sonuçları ile eksikliklerin tespit edilerek düzeltilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve bu hususta düzenli olarak yıllık raporların çıkarılması sağlanır.

16)   Bu kanun kapsamında tedbirlerin gerçekleştirilmesi için genel bütçeden yeterli pay ayrılması sağlanır.


GEREKÇE

 Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ve “Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Tasfiyesi Sözleşmesi” (CEDAW – madde 5/a) ve Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Tasfiyesi Komitesi’nin 19 No’lu Genel Tavsiyesi uyarınca eklenmiştir.

14. madde, 2004 tarihli İspanya Şiddet Yasası’nın 14. maddesinden alınmıştır.


Koruyucu tedbirler

Genel yükümlülükler
Madde - 6
İlgili kamu kurum ve kuruluşları,

1. Bu yasa kapsamındaki şiddet mağdurlarını ve şiddetin başta çocuklar olmak üzere tanıklarını ve yakınlarını, daha öte şiddet fiillerine karşı korumak için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

2. Bu tedbirler, mağdurun şikâyette bulunmasına veya faile karşı tanıklık etmesine bağlı olmaksızın; kadına yönelik şiddete ve ev içi şiddete dair cinsiyetlendirilmiş bir anlayışa dayanır; mağdurun insan haklarına ve güvenliğine odaklanır; mağdurlar, failler, çocuklar ve onların toplumsal çevreleri arasındaki ilişkiyi dikkate alan ve verilecek desteklerin mümkün olduğunca tek bir merkezde bütünleştirilmiş yaklaşımına dayanır; ikincil mağduriyetin önlemesini hedefler; şiddetin kadın mağdurlarının güçlenmesini ve ekonomik bağımsızlık kazanmalarını merkeze alır.

3. İlgili tüm kurumlar, mağdurların mevcut destek hizmetleri ve yasal tedbirler hakkında ana dillerinde, yeterli ve zamanında bilgi edinmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

4. Şiddet mağduruna yönelik temel destek hizmetleri, gerek mağdurun şiddetten korunması ve gerekse de şiddet sonrası toparlanmalarını kolaylaştıracak hizmetler olup; mağdurun bunlara erişebilir olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alınır. Bu tedbirler, gerekli sağlık ve sosyal hizmetlere erişiminin sağlanması; durumun özelliklerine göre, hukuki ve psikolojik danışmanlık, maddi yardım, konut, eğitim, öğretim, meslek edindirme ve iş bulmalarına yardım gibi hizmetleri içerir.

5. Şiddet mağduruna ve özellikle de kadınlara ve çocuklarına güvenli konaklama sağlayan kadın sığınaklarına ulaşabilecekleri iletişim bilgileri verilir. Devlet ve yerel yönetimler, mağdurların kolaylıkla başvuracağı ya da inisiyatif kullanarak kendisi mağdurlara ulaşan ya da mahkeme ve kolluk güçlerinin yönlendirmesi ile temas kurulan, yeterli sayıda, uygun ve kolayca ulaşılabilir sığınaklar açmakla görevlidir.

6. Şiddet mağduruna, anında, ulusal ve uluslar arası bireysel/ toplu şikâyet mekanizmaları, ilgili kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri hakkında, iletişim bilgileri de içinde olmak üzere yazılı ve sözlü bilgi verir.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden aynen alınmıştır.


Madde -7  Telefonla yardım hattı
Bu yasanın yürürlüğe girmesini izleyecek üç ay içinde, yasa kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle ilgili olarak; arayanlara, gizlilik içerisinde ya da arayanın kimliğinin gizli kalmasına gereken özeni göstererek danışmanlık vermek, mağdura hakları konusunda bilgilendirme yapmak ve ilgili kurumlara yönlendirmek için ülke çapında, kesintisiz (7/24) çalışan, ücretsiz telefon destek hattı hizmeti sağlayacak bir telefon hattı açılacaktır.

GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden aynen alınmıştır.


Madde - 8
Cinsel şiddet kriz merkezleri
Bu yasanın yürürlüğe girmesini izleyecek bir yıl içinde, tüm kentlerde en az bir adet olmak üzere, cinsel şiddet mağdurlarına yönelik tıbbi ve adli muayene, tedavi, delillerin saptanması ve saklanması, travma desteği ve danışmanlık sağlamak üzere, yeterli sayıda, uygun ve kolay erişilebilir, tüm hizmet ve desteklerin ücretsiz olacağı cinsel şiddet kriz merkezleri kurulacaktır.

Cinsel şiddet kriz merkezleri, 7 gün 24 saat acil hizmet verir. Her cinsel şiddet kriz merkezi’nde, adli tıp uzmanı, kadın jinekolog, kadın psikolog, kadın sosyal hizmet uzmanı ile kadın hemşire çalışır. Cinsel saldırıya uğrayan kişiler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk grubunda yer almakta olduklarından, riski ortadan kaldırmak için, saldırıdan sonra derhal cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi için gerekli tedaviler uygulanır. Cinsel saldırı sonrası istenmeyen gebelik oluşması halinde, gebeliğin sonlandırılması işlemi kriz merkezleri tarafından yerine getirilir. Mağdurun beyanına başvurulması ve şikayetinin tamamlanması süreci de, Cumhuriyet Savcısı ve/veya kolluk güçlerinin kriz merkezine davet edilmesi ile kriz merkezinde tamamlanır. 


GEREKÇE

İlk paragraf “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden aynen alınmıştır.

Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri uluslar arası literatürde genellikle Tecavüz Kriz Merkezleri olarak anılmakta olup, Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu’da yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu merkezlerin amacı; suça ilişkin bulguların saptanması ile cinsel şiddete uğrayan kadının her türlü tedavi, rehabilitasyon ve şikayet sürecinin, konunun uzmanı ve cinsel şiddet konusunda farkındalık eğitimi almış sağlık, psikoloji ve hukuk çalışanları aracılığı ile tek bir merkezde sonuçlanması, böylece cinsel şiddete uğrayan kadının durumunu ispat ederek şikayetçi olması için gerekli muayene ve şikayet sürecinde, yaşadığı travmanın ardından zorlayıcı bir tedavi ve şikayet sürecine maruz kalmadan ve kendisine önyargı ile yaklaşacak görevlilerle muhatap olarak değil, mağdurun travmasını en aşağı düzeye çekecek şekilde sonuçlanmasının sağlanmasıdır.

Türkiye’deki uygulamada, cinsel şiddete uğrayan kadınların emniyet ve savcılıktaki şikayet sürecinde, yargılama aşamasında mahkemelerde, ataerkil bir bakış açısıyla pek çok ön yargı ile karşılaştıklarını, kadının davranışlarının görevlilerce sorgulandığını, cinsel şiddetin kadının “hak ettiği” bir durum olarak algılandığını, pek çok kadının buna maruz kalmamak için şikayetçi olamadığını, şikayetçi olan kadınların da toplumsal olarak yargılandığını ve bu durumun cinsel şiddete uğrayan mağdurdaki travmayı büyüttüğü ve mağdurun güvenliğini riske attığı bilinmektedir.

Bu anlamda Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri kurularak cinsel şiddete maruz kalan kadınların, cinsel şiddet sonrasında, her türlü tedavi ve şikayet ihtiyaçlarının, cinsel şiddet alanında farkındalık eğitimi almış uzman görevliler tarafından karşılanması, özellikle kadınlara yönelik cinsel şiddetle mücadelede önemli bir rol oynayacaktır.


Kolluk Birimlerince Alınacak Tedbirler

MADDE 9- Kolluk birimleri, mağdur ya da 3. kişilerin herhangi bir biçimde ihbarı ya da kendisinin öğrendiği/tanık olduğu bir şiddet olayı karşısında, resmi tatil gün ve saatlerinde ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, koruyucu tedbir kararı verilinceye kadar öncelikle mağduru, yakınlarını ve tanıkları güvence altına alacak ve saldırganı durduracak/uzaklaştıracak tedbirleri alacaktır. Acil kolluk görevlileri, şiddete maruz kalan birey hakkında gerekli güvenlik tedbirlerini alır.

Bu tedbirler, 24 saat içinde görevli cumhuriyet savcılığına haber vermek ve cumhuriyet savcılığı aracılığıyla Aile Mahkemesi Hakimi’nden onay almak üzere ve durumun özelliğine göre:

-          Saldırganı 72 saat süreyle alıkoymak,
-          Mağduru 72 saat süreyle güvenli bir yerde korumak,
-          Mağdura baro CMK veya konu ile ilgili özelleşmiş birimden avukat atanması için gerekli girişimde bulunmak,
-          Saldırgana bir hafta (7 gün) süreyle, mağdurun, çocuklarının ve yakınlarının ev, iş, okul ve aile/arkadaş/sosyal aktivite mekanlarından uzak durmasını emretmek,
-          Gerektiği takdirde, mağdura 72 saat süreyle yakın fiziki güvenlik sağlamak,
-          Gerektiği takdirde mağduru ve varsa çocuklarını bir sığınağa yerleştirmek, sığınak bulunmayan il ve ilçelerde güvenli bir yerde kalmalarını sağlamak ve bu yerin giderlerini karşılamak,
-          Gerektiği takdirde mağdurun acil tıbbi bakım ve tedavisinin yapılmasını ve adli raporların alınmasını sağlamak,
-          Gerektiği takdirde, mağdurun ve varsa çocukları ile bakmakla yükümlü oldukları diğer kimselerin, 3 gün süreyle, her bir kişi başına günlük brüt asgari ücret tutarında acil yaşam giderleri ile bir başka şehre nakilleri durumunda yol giderlerini karşılamak,
-          Şiddet ya da şiddet tehdidi ile ilgili olarak çevredeki tanıkların beyanlarını tutanak altına almak da içinde olmak üzere gerekli tüm delilleri toplamak,
-          Şiddet mağduru, yakınları ve tanıklarının güvenliğinin sağlanması için gerekli tüm diğer tedbirleri almaktır.

Kolluk birimleri, konu ile ilgili dosyayı Savcılığa sunarken, aldığı tedbirleri gerekçeleri ile açıklamak ve konunun özelliği gereği alınan tedbirlerin süresinin uzatılması ya da kendi yetkisi dışındaki diğer tedbirlerin alınması gerektiği takdirde önerilerini de gerekçeleri ile belirtmek zorundadır.

Kolluk birimleri, Savcılığa sundukları dosyanın bir özetini aynı anda Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’ne de iletmek zorundadır.

Bu Kanunda öngörülen kolluk görevleri, kolluk içinde oluşturulacak şiddetten koruma birimi tarafından, bu birimler oluşturuluncaya dek öncelikle ilgili kolluk birimlerinde belirlenen, bu alanda eğitim almış yeterli personel tarafından yerine getirilir. Yasa ile amaçlanan hizmetlerin yerine getirilebilmesi için eğitim almış yeterli sayıda kolluk görevlisi ilgili birimlerde görevlendirilir.


GEREKÇE

Şiddet mağdurlarının 7/24 en kolay ulaşabilecekleri ve en hızlı sonuç alabilecekleri ülke çapında en yaygın birim kolluk güçleridir. Bu nedenle, şiddetin durdurulması ve gerekli acil tedbirlerin alınması konusunda kolluğun görev ve yetkilerinin artırılması yaşamsal bir önem taşımaktadır. Öte yandan, Türkiye’de yargısal süreçlerin zaman alması ve yargı üzerindeki işyükü nedeniyle şiddetle ilgili yasalar hızlı ve etkili bir biçimde uygulanamamaktadır. Bu da, yasaların saldırganlar üzerinde hiçbir caydırıcılığının olmamasına neden olmaktadır. Aynı şekilde mağdurlar da, yargılamanın uzun süreceği ve etkili bir koruma alamayacağı için saldırganın sırf bu şikayet nedeniyle yeni ve daha ağır saldırılarda bulunacağı endişesi ile yasal haklarını kullanmaktan kaçınmaktadırlar. Tüm bu nedenlerle, kolluğa bu konuda acil tedbirleri alma yetkisinin ve görevinin verilmesi hem mağdurları yasal girişimde bulunma ve bunu devam ettirme konusunda cesaretlendirecek; hem de saldırganların kolluğun derhal olaya müdahale edip yaptırım uygulaması olasılığını bildikleri için yasaların caydırıcılığı sağlanmış olacaktır.

Şiddet mağdurlarının CMK ve adli yardım hizmetlerinden yararlanmasının arttırılması, şiddetle mücadelede mağduru güçlendirecek ve adalete erişimi kolaylaştıracak, işleyişi etkili ve hızlı hale getirecektir.


Cumhuriyet Savcılarınca Alınacak Tedbirler
MADDE 10- Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde veya resmi çalışma saatleri dışında, Cumhuriyet savcısı tarafından da acil koruyucu tedbir kararı verilir. Cumhuriyet Savcıları mağdur ya da 3. kişilerin herhangi bir biçimde ihbarı, kolluğun ilettiği ya da kendisinin öğrendiği/tanık olduğu bir şiddet olayı karşısında, öncelikle mağduru, yakınlarını ve tanıkları güvence altına alacak ve saldırganı durduracak/uzaklaştıracak tedbirleri alacaktır.  Bu tedbirler, 9. maddede sayılanlara ek olarak (kollukça 9. madde gereğince alınmış olan tedbirleri genişletmek, süresini uzatmak da içinde olmak üzere) bu yasada öngörülen gizlilik kararı alınması ve benzeri tüm tedbirleri içerebilecektir. 

Cumhuriyet savcısı, konu kendisine intikal eder etmez, gerekli ilk acil koruma kararlarını sözlü olarak kolluğa bildirir ve sözlü emri, sözlü emir verildiği takdirde her halükarda teknik olanaklar kullanılarak yazılı olarak derhal kolluğa gönderir. Cumhuriyet Savcısı’nın bu kararları, kolluk birimlerince ilgiliye derhal tebliğ edilir ve yerine getirilir.

Cumhuriyet Savcıları, herhangi bir talep ya da şikayet olmasa dahi, bu şiddet ya da şiddet tehdidi sırasında, Türk Ceza Yasası’nı ihlal eden tüm eylemlerle ilgili olarak ivedilikle hazırlayacağı iddianameyi ilgili Ceza Mahkemesi’ne iletecektir.

Cumhuriyet Savcıları, şiddet ya da şiddet tehdidi ile ilgili olarak aldıkları tedbirleri gerekçeleri ile açıklayarak ve konunun özelliği gereği alınan tedbirlerin süresinin uzatılması ya da başkaca tedbir alınması gerektiği takdirde önerilerini, gerekçeleri ile belirterek dosyayı en geç 48 saat içinde Aile Mahkemesi’ne iletecektir.

Aile mahkemesince verilen koruma kararlarının ilgiliyi tebliğ ve kararın uygulanmasının izlenmesi Cumhuriyet Savcılıkları tarafından gerçekleştirilecektir.


GEREKÇE

1. “Acil koruyucu tedbirler konusunda savcıların görev ve yetkileri artırılmıştır.
2.  Dosyanın aile mahkemesine gönderilmesi konusunda süre aynı gün yerine, 48 saate çıkartılarak delillerin toplanması kolaylaştırılmıştır.
3.  Savcılığa en fazla “otuz gün” süreyle sınırlı tedbir kararı verme yetkisindeki “otuz günlük” süre kaldırılmıştır. Savcılık gerekli acil önlemleri alacağı ve nihai karar için dosyayı 48 saat içinde Aile Mahkemesi’ne göndereceği ve esasen aile mahkemesi gerekli tüm tedbirleri yeniden gözden geçireceği için bu süre gereksizdir. Koruma tedbirlerinde “delil” aranacakmış yanılsaması yaratabilme ve aile mahkemesi yargıçlarını kararlarını “otuz” ya da “otuzar” günlük süreler olarak düşünmelerini telkin niteliği taşıyabileceği için de risklidir.  Savcının vereceği karar, aile mahkemesi yargıcı tarafından kaldırılıncaya/değiştirilinceye kadar yürürlükte kalmalıdır.


Aile Mahkemelerince Alınacak Tedbirler
MADDE 11- (1) Aile mahkemesi hâkimi, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, istem üzerine veya re'sen bu maddede belirtilen tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başka tedbirlere hükmedebilir.

(2) Bu tedbirler;

a) Şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimâli bulunan ve şiddet uygulayana yardımcı olan kişinin;

1. Korunan bireye (gerektiğinde yakınlarına ve şiddetin tanıklarına) karşı şiddete yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması,
2. Müşterek konuttan uzaklaştırılması ile konutun 2 nci maddede belirtilen bireylere tahsisi,
3. Korunan bireylere yaklaşmaması,
4. Korunan bireylerin konut, okul, işyeri ya da bulunduğu yere yaklaşmaması; aynı ya da yakın işyerlerinde çalışma durumunda, ilgili işverenlikçe mağdurun güvenliği sağlanacak biçimde iş ve işyeri değişikliğinin sağlanması ya da tedbir kararında belirtilecek süre ile işten uzaklaştırılması,
5. Korunan bireylerin eşyalarına zarar vermemesi,
6. Korunan bireyleri iletişim araçları ile rahatsız etmemesi,
7. Silah veya benzeri araçlarını kolluk birimlerine teslim etmesi; bu kişinin kamu ya da özel sektörde görevi gereği bulundurduğu silah veya benzeri araçları kurumuna teslim etmesi, ilgili işverenlikçe silah veya benzeri araç taşımasını/bulundurmasını gerektirmeyecek şekilde iş ve işyeri değişikliğinin sağlanması ya da tedbir kararında belirtilecek süre ile işten uzaklaştırılması;
8. Korunan bireylere ya da bu bireylerin yaşamakta olduğu konuta, okula, işyerine veya bulunduğu yere, alkol, uyarıcı veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanmış olarak yaklaşmaması ve belirtilen maddeleri bu yerlerde kullanmaması,
9. İstek ve rızası bulunması durumunda, bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurmasının ve tedavisinin sağlanması, sonucun mahkemeye ilgili kurum raporu ile bildirilmesi,
10. Belli bir süre ile öfke kontrolü, toplumsal cinsiyet, stresle baş etme vb. yöntemlerin öğretileceği eğitime tabi tutulması, vasıflı bir işi olmayanların meslek edindirme kurslarına katılımlarının sağlanması, sonucun mahkemeye ilgili kurum raporu ile bildirilmesi,

b) Korunan bireyin (yakınlarının ve tanıkların);

Bu yasa kapsamına giren mağdur ve yakınları hakkında gerekli koruma tedbirleri Devlet tarafından alınır. Cumhuriyet savcılarının korunma ve güvenlik talepleri ve aile mahkemesi kararları, ilgili makam ve mercilerce öncelikle ve ivedilikle yerine getirilir. Koruma için ihtiyaç duyulan araç ve gereçler Kadın ve Eşitlik Bakanlığı, Adalet ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı tarafından temin edilir.
   
Bu yasa kapsamında, korunan birey (yakınları ve tanıkları) için, duruma göre (değiştirerek ya da sayılanlar dışında tedbirler ekleyerek) alınması gereken tedbirler;

1. Teknik takip yöntemleri ile şiddetin durdurulması için acil koruma uyarısı verecek birimin korumasına alınması,
2. Can güvenliği riski olması durumunda acil kolluk yakın korumasına alınması, acilen (varsa ve birlikte yaşamak istiyorlarsa çocukları ile birlikte) bir sığınağa ya da adresi gizli bir yere yerleştirilmesi ile (bu hakkı konusunda bilgilendirildikten ve rızası alındıktan sonra), giderleri bu yasa kapsamında karşılanmak üzere, gerektiği durumlarda (karşılıklılık esası olan) bir başka ülkeye gönderilmesi,
3. Can güvenliği riski olan durumlarda (bu hakkı konusunda bilgilendirildikten ve rızası alındıktan sonra), giderleri bu yasa kapsamında karşılanmak üzere, saldırgan ya da saldırganlar tarafından tanınmaması için, estetik cerrahi yoluyla fizyolojik görünümün değiştirilmesi de dahil olmak üzere gerekli operasyonların yapılması,
4. Nüfus kaydı, ehliyet, evlenme cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerin değiştirilmesi de içinde olmak üzere her türlü kimlik bilgilerinin değiştirilmesi; kimlik bilgileri değişimi sırasında bireyin menkul ve gayrimenkul mal varlıklarıyla ilgili hakları, sosyal güvenlik ve diğer haklarının korunması gibi hususlarda düzenleme yapılması,
5. Şiddet riskinin gereklerine göre, mağdurun, çocuklarının, yakınlarının ve şiddet tanıklarına ait bilgilerinin gizliliğinin sağlanması,
6. Kamu kurum ve kuruluşlarında ve özel sektörde çalışması ve talep etmesi halinde, özlük haklarında aleyhe bir değişiklik olmaksızın, iş yerinin ya da iş alanının değiştirilmesi;
7. Sığınak seçeneğinin tercih edilmediği ya da uygun sığınak bulunmadığı koşullarda ya da sığınak sonrasında barınma yeri olmayanlara ve (varsa ve birlikte yaşamak istiyorlarsa çocukları ile bakmakla yükümlü oldukları diğer yakınlarına) uygun barınma yeri sağlanması,
8. Mağdurun ve varsa çocukları ile bakmakla yükümlü oldukları diğer kimselerin, hayatlarını yeniden düzenleyebilmeleri için kendilerine geçici maddî yardım ile talep halinde kira ve eşya yardımı yapılmasının sağlanması,
9. Başka şehre nakilleri gereken ya da bunu talep eden mağdur ve yakınlarının yol ve taşınma giderlerinin karşılanması,
10. Mağdurun ve varsa çocukları ile bakmakla yükümlü oldukları diğer kimselerin, hayatlarını yeniden düzenleyebilmeleri için koruma kararı süresince, gündelik yaşama giderlerinin sağlanması için kendilerine tedbir nafakası bağlanması, (iş bu tedbir nafakası,  Bakanlığın bütçesinde yer alan ödenekten karşılanır. Yapılan bu ödemeler, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödeme kabiliyeti varsa şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimâli bulunan kişiden tahsil edilir.)
11. Gerektiği takdirde, mağdurun ve varsa çocukları ile bakmakla yükümlü oldukları diğer kimselerin tıbbi ve psikolojik tedavilerinin yapılmasının sağlanması,
12. Çocuklar için 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirler ile Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması konularının düzenlenmesi
13. Çocuklarla ilgili herhangi bir ziyaret veya velayet hakkının kullanılmasının mağdurun veya çocukların haklarını ve güvenliğini tehlikeye düşürmemesi sağlayacak yasal veya diğer önlemlerin alınması,
14. Çocuklar için ücretsiz ya da ücreti işbu kanun kapsamında karşılanmak üzere kreş desteğinin sağlanması,

Ve gerekli diğer tedbirlerdir.

Bu tedbirlerin uygulanmasında, İçişleri Bakanlığı ile ilgili diğer kurum ve kuruluşlar gerekli her türlü gizlilik kurallarına uymak zorundadırlar.

Koruma tedbirleriyle ilgili esas ve usûller Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca  çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir.


GEREKÇE

4320 Sayılı Ailenin Korunması’na Dair Kanun ile aile mahkemelerince verilecek tedbir kararları genişletilmiş ve uygulamada karşılaşılan sorunlar çerçevesinde kimi konulara açıklık getirilmiştir.


Koruyucu tedbir kararında bulunacak hususlar  
MADDE 12- (1) Koruyucu tedbir kararında;
a) Hakkında tedbir kararı verilen kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerine,
b) Tedbir veya tedbirlerin şekli ve süresine,
c) Geçici maddi yardım veya tedbir nafakası öngörülmüş ise, bunun süresi ve miktarına,
ç) Karara karşı kararı veren aile mahkemesine bu kararın kaldırılması veya değiştirilmesi için başvuruda bulunabileceği,
d) Hakkında tedbir kararı verilen kişinin kararın gereklerini yerine getirmemesi halinde gözaltına alınacağı ve tutuklanacağına; eylem ya da eylemlerinin TCK anlamında oluşturduğu suçların yanısıra, sadece koruyucu tedbir kararlarına aykırı davranış nedeniyle de yargılanacağına; koruyucu tedbir kararlarına aykırı davranış nedeniyle verilecek altı aydan oniki aya kadar cezanın, hiçbir biçimde ertelenmeyeceği, paraya çevrilemeyeceği ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılamayacağına, bu nedenle, başkaca bir yargılama faaliyetine gerek olmaksızın cezanın infazına geçileceğine, tedbir kararında nafakaya hükmedilmiş ise yapılacak ilamsız icra takibine itirazla icranın durmayacağına,
ilişkin hususlara yer verilir.


GEREKÇE

4320 Sayılı Ailenin Korunması’na Dair Kanun’un uygulamasında karşılaşılan sorunlar çerçevesinde kararda yazılacak konulara açıklık getirilmiştir.

Tedbir kararlarına aykırı davranış halinde, cezanın, hiçbir biçimde ertelenmeyeceği, paraya çevrilemeyeceği ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılamayacağı, bu nedenle, başkaca bir yargılama faaliyetine gerek olmaksızın cezanın infazına geçileceği, tedbir kararında nafakaya hükmedilmiş ise yapılacak ilamsız icra takibine itirazla icranın durmayacağının kararda açıkça yazılması zorunlu görülerek eklenmiştir.


Tedbir kararlarının verilmesi ve izlenmesi
MADDE 13-
Bu yasa uyarınca Aile Mahkemeleri’ne yapılacak başvurular, başvurunun yapıldığı tevzi büroları tarafından aynı gün mahkemeye gönderilecek, kararın gecikmeksizin alınabilmesi ve kararı verecek mahkemenin başvurucu ile konuşarak durumu ve gerekli tedbirlerin neler olması gerektiğini tam olarak belirleyebilmesi için UYAP sistemine girmeksizin, doğrudan Nöbetçi Aile Mahkemelerine yapılacak ve koruma kararı derhal nöbetçi aile mahkemesi tarafından aynı gün verilecektir.
Bu yasa uyarınca Aile Mahkemeleri tarafından verilen koruma kararları derhal duruşma yapılmaksızın ve şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaksızın verilir. Bu kararlarda kadının beyanı esastır. Ancak, hâkim acilen alınması gereken tüm tedbirleri derhal ve evrak üzerinden aldıktan sonra, bunlar dışındaki kimi tedbirler için zaruret gördüğü hâllerde ve gerekçesini ilgili ara kararında açıkça göstermek suretiyle duruşma yapabilir.

Verilen koruyucu tedbir kararı mahkemece tarafından aynı gün tebliği ve infazı için Cumhuriyet başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet başsavcılığı derhal kolluk kuvvetleri marifeti ile kararın ilgililere olanaklar içinde yazılı veya sözlü veya muhtarlıkça tebliğini aynı gün sağlar ve uygulanmasını takip eder. Failden kaynaklanan sebeplerle tebliğin yapılamaması tedbirin uygulanmasını engellemez. Cumhuriyet Savcılığı, talep halinde başvurucunun tedbir kararının kolluğa bizzat götürmesine olanak tanır. Aile Mahkemelerince verilen koruma kararı, ilgili kolluk tarafından iletişim vasıtaları da içinde olmak üzere yazılı ve sözlü olarak, aleyhine tedbir kararı verilen kişiye iletildiği tarihten itibaren yürürlüğe girer. Tedbir kararının ilgiyle bizzat tebliği gerekmez, ikametgahına veya işyerine yapılan tebligat geçerli sayılır. Failin adressiz terk hallerinde son ikametgahına tapılan her türlü, tebliğ geçerli sayılır. Koruma kararının uygulanması, Cumhuriyet Savcılığı tarafından izlenir.

Koruma kararının bir örneği, Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’ne de tebliğ edilir.


GEREKÇE

4320 Sayılı Ailenin Korunması’na Dair Kanun ile aile mahkemelerince verilen tedbir kararlarının uygulamasında karşılaşılan sorunlar çerçevesinde düzenlemeye açıklık getirilmiştir.

Koruma kararlarının izlenmesi bakımından, koruma kararının bir örneğinin, Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’ne de tebliğ edilmesi kuralı eklenmiştir.


Tedbir kararlarının süresi ve uzatılması
MADDE 14-
Aile Mahkemeleri tarafından verilen koruyucu tedbirlerin süresi en fazla altı aydır. Ancak Mahkeme, durumun özelliklerine göre bu süreyi durumun değişmesine kadar süresiz yapabilir. Şiddet ihtimali taşıyan olgularda (yeni bir yargı kararıyla kaldırılıncaya dek) süresiz koruyucu tedbir kararı verilebilir. Koruyucu tedbirler, verilen koruma süresinin sonunda, ilgilinin ya da Savcılık şiddet izleme birimi ile bakanlık şiddet izleme birimlerinin talebi ile aynı dosya üzerinden ve duruşma yapılmaksızın uzatılır.


GEREKÇE

4320 Sayılı Ailenin Korunması’na Dair Kanun’da açıkça düzenlenmediği için uygulamada sorun yaratan tedbir kararlarının uzatılması konusuna açıklık getirilmiş ve gerekli durumlarda (yeni bir yargı kararıyla kaldırılıncaya dek) süresiz koruyucu tedbir kararı verilmesi olanağı tanınmıştır.


Tedbirin değiştirilmesi veya sona ermesi
MADDE 15- (1) Aleyhine tedbir kararı verilen, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde, tedbir kararının kaldırılmasını veya değiştirilmesini kararı veren hâkimden isteyebilir. İtiraz durumunda öncelikle hakkında koruma kararı verilmiş olan kişilerin veya vekilinin beyanı alınır ve bu beyan aksi ispat edilip gerekçeli olarak kararda gösterilmediği sürece hükme esas alınır.
(2) Lehine tedbir kararı verilen kişi her zaman, verilen kararın eksikliği, yetersizliği, yeni ya da ek tedbirler alınmasını, kararı veren hakimden talep edebilir.
(3) Hâkim, talep üzerine veya resen tedbirleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da kişiyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir ya da itirazın niteliğine göre, itirazcı aleyhine yeni ek tedbirlere hükmedebilir. Talebin reddi halinde itiraz aynı mahkemeye itiraz hakkı vardır.
(4) Tedbirin uygulanması, kararda öngörülen sürenin dolması veya altı aylık sürenin bitmesiyle kendiliğinden sona erer. 


GEREKÇE

Bakanlık taslağında yer alan “savcının itiraz hakkı” çıkarılmıştır. Savcı olayın muhatabı değildir, sadece tarafların karara itiraz hakkı olmalıdır. İtiraz durumunda koruma isteyen kadının ifadesi esas alınmalıdır. Maddede ayrıca tedbirlerin değiştirilmesi ve sürelerinin uzatılması konularına açıklık getirilmiştir.


Maddi yardımlar ve nafaka
MADDE 16-  a) Bu kanun uyarınca yapılacak maddi yardımlar ile ödenecek nafakaların miktarları, Bütçe kanunlarıyla belirlenir. Bu ödemelerden vergi veya benzeri herhangi kesinti yapılmaz.
b) Bu ödemeler, Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesinde yer alan ödenekten karşılanır.
c) Bu Kanun uyarınca bağlanan nafakanın tahsiline başlanması ile geçici maddi yardım kesilir.
ç) Yapılan bu ödemeler, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimâli bulunan kişiden tahsil edilir. Kişinin hiçbir ödeme gücünün bulunmaması halinde bu yardımlar ilgili bakanlık tarafından karşılanır.
d) Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle alınan geçici maddi yardımlar, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
(e) Şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimâli bulunan birey aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise, hâkim tarafından bu konuda korunan bireyin yaşam düzeyi göz önünde bulundurularak daha önce Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla, talep edilmese dahi, duruşma açılmaksızın ve belgeleme zorunluluğu aranmaksızın tedbir nafakasına hükmedilir. Tedbir nafakasına ilişkin kararın bir örneği, mahkeme tarafından re’sen ilgili icra müdürlüğüne gönderilir. İlgili icra işlemleri ayrıca bir başvuru koşulu aranmaksızın icra müdürlüğü tarafından yapılır. Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumu ile bağlantısı olması durumunda, nafaka, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın, ilgilinin maaş ya da işyerindeki ücretinden icra müdürlüğü tarafından harç vb., hiçbir kesintiye uğramadan tahsil edilir ve harç vb., hiçbir kesintiye uğramadan ilgilisine ödenir. Tedbir nafakasının tam ve zamanında ödenmesinin sağlanması ve takibi ilgili icra müdürlüğünün sorumluluğundadır. Aylık ödemelerin en az iki kez geç ve/veya eksik ödenmesi ya da ödenmemesi durumunda ilgili icra müdürlüğü durumu ikinci ödeme tarihini izleyen 3 gün içinde tedbir kararını veren Aile Mahkemesi’ne iletecek ve Aile Mahkemesi bu ödemenin (koşulları varsa nafaka yükümlüsünden daha sonra tahsil edilmek üzere) mahkeme veznesinden (ya da bakanlık bütçesinden) yapılmasına karar verecektir.
f) (e) fıkrasında belirtilen haller ya da nafaka yükümlüsünün kayıp ya da nafaka ödemeye maddi gücü olmadığı ya da yetmediği durumlarda bu nafakanın mahkeme veznesi (ya da bakanlık bütçesinden) ödenmesine karar verilecektir. Bu ödemenin yapılması için tedbir kararının ibrazı yeterli olup, başkaca icra takibi açılması, yazılı dilekçe ile talebi vb. bürokratik talepler ileri sürülmeksizin, anında gerçekleştirilecektir.


GEREKÇE

4320 Sayılı Ailenin Korunması’na Dair Kanun’daki eksik ve yetersiz düzenlemesi nedeniyle uygulamada büyük sorunlar yaratan nafaka konusuna açıklık getirilmiş ve gerekli durumlarda mağdurlara geçici maddi yardım verilmesi olanağı tanınmıştır.

Nafakanın tahsili konusundaki bürokratik ve yargısal mekanizmaların kolaylaştırılması sağlanmıştır.


Suç mağduru ve mağdur yakınlarına tazminat
MADDE 17- Aile mahkemesi tarafından, ilgililerin talebi halinde, bu kanunda sayılan tedbirlere ek olarak, 24/04/1985 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmış bulunan “Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi” çerçevesinde, gerekli tazminat ödenir.

Tazminat;
Bu kanun kapsamında bedensel, ruhsal ya da cinsel bütünlüğüne saldırı teşkil eden tüm eylemler nedeniyle bir suçun mağduru olarak maddi ve manevi zarar gören veya kendisinin bu suç nedeniyle ölümü, sakat kalması ya da ruhsal ve bedensel olarak uzun bir tedavi sürecine ihtiyaç duyması hâlinde, bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve altsoyuna, anayasanın sosyal devlet ilkesine uygun olarak sağlanır.

Bu tazminatlar, işlenen suç nedeniyle doğrudan doğruya oluşan kazanç kaybı, bakım, tıbbi ve psikolojik tedavî, protez ve cenaze giderleri ile suç mağruru kişinin bu madde bağlamında bakmakla yükümlü olduğu kişilere ödenmesi gereken iaşe giderleri (yeme, içme, barınma, sağlık ve eğitim masrafları) ve tazminattan oluşur.

İaşe giderleri miktarının belirlenmesinde mağdurun beyanı, meslekî, malî, ekonomik ve sosyal durumu esas alınır. Özel kanunlar gereğince, kamu veya özel sosyal güvenlik ile sigorta kuruluşlarınca ya da başka kaynaklar tarafından yapıldığı anlaşılan ödemeler, belirlenecek iaşe yardımından mahsup edilir.

Devlet veya yetkili makamlar, ödenmiş olan tazminat miktarı kadar mağdura halef olarak suç faillerine rücu eder. Bu Kanuna göre yapılan yardımın haksızlığı mahkeme kararıyla belirlendiği takdirde yardım, Devlet veya yetkili makamlar tarafından ilgiliden geri alınır.


GEREKÇE

24/04/1985 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmış bulunan “Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi” çerçevesinde önerilmiştir.
Madde düzenlenirken ayrıca Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin 30. maddesinden yararlanılmıştır.  İlgili madde şöyledir:

“Madde 30/2 – Tazminat
Ciddi bedensel hasar gören ya da sağlıkları ciddi bir şekilde zarar gören ve uğradıkları zarar fail, sigorta ya da Devlete ait sağlık ve sosyal yardım hizmetleri gibi diğer kaynaklardan karşılanmayan kişilere Devlet tarafından yeterli tazminat sağlanır. Bu hüküm, mağdurun güvenliği için gereken özen gösterildiği müddetçe, Taraf Devletlerin verdikleri tazminatı failden geri talep etmelerine engel teşkil etmez.”


Gizlilik kararı ve uygulanması
MADDE 18- Aile Mahkemelerince verilecek gizlilik kararları şiddet riskinin gereklerine göre, mağdurun, çocuklarının, yakınlarının, şiddet tanıklarının ve şiddeti ihbar edenlerin bazı ya da tüm bilgilerinin gizliliğinin sağlanması şeklinde verilebilir. Bu çerçevede nüfus kayıt bilgileri de değişik olan yeni bir kimlik çıkartılması, yeni bir isim verilmesi, ev, iş, okul, bulunduğu yer ve diğer tüm bilgilerinin gizliliğinin sağlanması kararı verilebilir. Gizlilik kararı verilen durumlarda bu kişilerin ve birlikte yaşadıkları kişilerin, kimlikleri ve adresleri tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Nüfus, ikametgâh, SGK, tapu, trafik, işyeri, okul vb. bilgileri için ilgili Bakanlıklarca sistemlerindeki kayıtların gizliliğini sağlayıcı karartma uygulaması yapılır. Bu durumda kendilerine yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir.
Kimlikleri, adresleri ve diğer bilgileri gizli tutulan kişilerle ilgili olarak alınan kararlar ve yürütülen işlemler gizlidir. Bu kapsamda görev alan bütün birimler, gizliliğin sağlanmasına yönelik gerekli bütün tedbirleri almakla yükümlüdür.


GEREKÇE

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddet mağdurlarının korunması için yaşamsal bir gereklilik olarak gizlilik kararı verilmesi konusundaki esaslar belirlenmiştir.


Teknik yöntemlerle takip
MADDE 19- Bu Kanun uyarınca verilen koruma tedbir kararlarının takibi, teknik araç ve yöntemler kullanılmak suretiyle de izlenebilir.  Teknik takibin esas ve usulleri yönetmelikte gösterilir.
         

GEREKÇE
Şiddet mağdurlarının korunması için yaşamsal bir gereklilik olarak, koruma kararlarının teknik takibi düzenlenmiştir.


Bildirim yükümlülüğü
MADDE 20- Adlî ve idarî merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları herhangi bir şekilde öğrendikleri şiddet eylemlerini Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa bildirmekle yükümlüdür. Bu yasa kapsamına giren şiddet eylemlerinin gerçekleşmesine tanık olan veya böyle bir eylemin gerçekleşebileceğine dair makul nedenleri olan veya olası başka şiddet eylemlerinin yaşanabileceğine inanan bireylerin bunu yetkili makamlara veya örgütlere bildirmesini teşvik etmek üzere gerekli tedbirler alınır. Sivil toplum örgütleri, kendilerine yapılan başvurucularda, başvurucuyu yasal hakları ve başvurabileceği hukuk yolları konusunda bilgilendirmesi, şiddet eylemini ya da tehdidini yetkili makamlara bildirmesi konusunda yol göstermesi için teşvik edilir.


GEREKÇE

Bireylerin bildirim yükümlülüğü konusunda cümle, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden aynen alınmıştır.

Sivil toplum örgütlerinin bildirim yükümlülüğü çıkarılmıştır. Aksi takdirde, adli makamlara başvuru yollarını bilmeyen ya da henüz buna hazır olmayan bireylerin sivil toplum örgütlerine danışma ve buralardan destek almalarının önü kapatılmış olacaktır.



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Teşkilat

Kolluk şiddetten koruma bürosu
MADDE 21- Bu Kanunda öngörülen görevleri yerine getirmek üzere, kolluk içinde şiddetten koruma büroları oluşturulur. Bu bürolarda görevlendirilecek personelin, eşit sayıda kadın ve erkekten oluşması ve konu ile ilgili gerekli eğitimleri almış bulunması gerekir. Bu bürolar oluşturuluncaya dek, ilgili kolluk birimlerinde, bu yasanın uygulanması ile ilgili olarak, bu alanda eğitim almış yeterli sayıda personel görevlendirilir. Bu alanda görevlendirilen personel, bu bürolar dışında başka birimlerde görevlendirilemez. Kolluk güçlerinin görevlendirdiği mobil ekiplerde bu bürodan en az bir kadın ve bir erkek kolluk personelinin bulunması zorunludur.


GEREKÇE

Yasanın etkin biçimde uygulanması için, kolluk içinde zorunlu şiddetten koruma birimlerinin oluşturulması ve teşkilat bütünlüğü sağlanması açısından önerilmiştir.


Cumhuriyet savcılığı şiddetten koruma bürosu
MADDE 22- (1) Bu Kanunda ve aynı zamanda mevcut ulusal ve uluslar arası ilgili tüm mevzuatta öngörülen görevleri yerine getirmek üzere, Cumhuriyet başsavcılıklarında şiddetten koruma bürosu kurulur. Cumhuriyet başsavcısınca yeterli sayıda Cumhuriyet savcısı, bu büroda görevlendirilir. Bu büroda ayrıca cumhuriyet başsavcılığınca yeterli sayıda uzman personel görevlendirilir.

Cumhuriyet Savcılığı şiddetten koruma bürosunun görevleri
MADDE 23- (1) Büronun görevleri bu Kanun kapsamında;
a) Acil tedbir alınması gereken durumlarda, gecikmeksizin bu tedbirleri almak veya alınmasını sağlamak,
b) Aile mahkemesinden koruma tedbirleri alınması için talepte bulunmak,
c) Bu Kanunda düzenlenen suçlara ilişkin soruşturma iş ve işlemlerini yürütmek,
ç) Şiddet gören kişilerden yardıma, barınmaya veya benzeri diğer hizmetlere ihtiyacı olanlara, ihtiyaç duydukları destek hizmetlerini sağlamak üzere, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmak,
d) Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının tebliğini yapmak, yerine getirilmesini sağlamaktır.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkrada gösterilen görevler, bu büroda görevli olmayan Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir.


GEREKÇE

Yasanın etkin biçimde uygulanması için, Cumhuriyet Savcılıkları içinde zorunlu şiddetten koruma bürolarının oluşturulması ve teşkilat bütünlüğü sağlanması açısından önerilmiştir.


Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü
MADDE 24 - (1) Bu yasada belirtilen önleyici politikaların oluşturulup uygulanması, yasa kapsamında alınacak koruyucu tedbirlerin uygulanmasının izlenmesi ve şiddetle ilgili çalışmaların eşgüdümünü sağlamak üzere Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesindeki Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün (KSGM) koordinasyonunda bir Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü kurulacaktır. Müdürlüğe bağlı olarak iller ve ilçelerde taşra teşkilatları oluşturulacaktır.

Müdürlük ve taşra teşkilatlarında, bu yasanın amaçlarına uygun olarak şiddet ve toplumsal cinsiyet eğitimi almış eşit sayıda kadın ve erkek personel görevlendirilecektir.

(2) Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’nün bu Kanun kapsamındaki görevleri şunlardır:

a)      Yasanın amacına uygun olarak şiddetin önlenmesi için gerekli tüm kamusal politikaların oluşturulmasını ve uygulanmasını sağlamak üzere bir, beş ve 10 yıllık eylem planları oluşturarak bu planların hayata geçirilmesini sağlamak,
b)      Yasa kapsamı ile ilgili tüm bakanlıklarının ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının program ve bütçelerinin bu yasanın amaçlarına uygun olarak düzenlenmesini ve uygulanmasını sağlamak,
c)      Kanun kapsamı ile ilgili tüm bakanlıklarının ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının konuyla ilgili çalışmalarının koordinasyonunu yapmak,
ç)   Konu ile ilgili 2006/17 sayılı Başbakanlık genelgesinin uygulanmasını izlemek, genelgede sayılan tüm kuruluşların bu yasa kapsamında yaptıkları ve izleyecek dönem için planladıkları çalışmalar hakkında üçer aylık raporlar hazırlayarak Müdürlüğe verilmesini sağlamak, genelge hükümlerine uymayanlar hakkında gerekli uyarıları yaparak, gerektiğinde yasal mekanizmaları harekete geçirmek, bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmak,
d) Bu konunun amaçlarına ulaşması için gerekli araştırmaları yapmak, yaptırmak ve konu ile ilgili bir veri toplama/istatistik merkezi oluşturmak,
e) Bu Kanun kapsamında oluşturulacak acil telefon hattı, cinsel kriz merkezleri ve teknik takip merkezi gibi merkezlerin kurulmasını sağlamak, çalışmalarını düzenlemek ve koordine etmek,
f) Bu Kanun kapsamında çalışan SHÇEK’lere bağlı kadın sığınakları ile yerel yönetimlerin açmış bulundukları ve açacakları sığınakların çalışmalarının, kadın sığınaklarının evrensel ilkelerine ve Türkiye Kadın Sığınakları Kurultay’larında saptanmış kurallara uygun olarak yürütülmesini sağlamak, kamuya ait yeni sığınaklar açmak; (nüfusu 50.000 ile sınırlı olmaksızın) tüm belediyelerin sığınak ve sığınaklarla bağlantılı çalışacak kadın danışma merkezleri açmasını sağlamak; kadına ve çocuklara yönelik şiddet alanında çalışan kadın sivil toplum örgütlerinin sığınaklarına maddi destek sağlamak, yeni sığınaklar açmalarını maddi destek de sağlayarak teşvik etmek,
g) Bu Kanun kapsamında ilgili tüm kurum ve kuruluşlarda görev yapacak personel ve uzmanların meslek içi eğitimlerinin ve yenileme eğitimlerinin yapılmasını ve bu yasanın amaçları doğrultusunda içeriklendirilmesini sağlamak, bu konuyla ilgili çalışmaları koordine etmek,
h) Bu Kanun kapsamında korunan bireyler hakkında, kolluk, savcılık, mahkeme ve koruma kararının uygulanması aşamalarındaki alınan tedbirlerin amacına uygun, şiddetten korunmayı sağlayıcı ve mağdurların güvenli ve fiziksel, ekonomik, cinsel ve psikolojik şiddetten uzak bir yaşam sağlayabilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve alınan tedbirlerin etkili bir biçimde uygulanmasını sağlamak, denetlemek,
i) Alınan kararların uygulanması, uygulamanın sonuçları ve taraflar üzerindeki etkilerini izlemek,
j) Bu Kanun kapsamında korunan bireylere; kolluğa başvurularından ya da kolluğun duruma elkoyduğu tarihten itibaren hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda rehberlik etmek,
k) Bu Kanun kapsamında verilen kararla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesi için tarafları desteklemek, yardımcı olmak, gerektiğinde önerilerde bulunmak.
l) Korunan bireylerin karşılaştıkları psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde danışmanlık yapmak ve bu kişilere yardımcı olmak,
m) Tedbir kararı veya istek halinde şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimâli bulunan kişiye psiko-sosyal danışmanlık alması için teşvik etmek,
n) Korunan bireylere 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile 03/7/2005 tarihli ve 5402 tarihli Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanunu hükümleri uyarınca maddi destek sağlanması konusunda SHÇEK ile işbirliği içinde gerekli işlemleri yürütmek.
o) Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek.
3) Birinci fıkrada sayılan görevlerin yerine getirilmesi sırasında kolluk güçleri, kamu kurum ve kuruluşları, aile ve çocuk mahkemelerinde görevli benzer görevlerde bulunan personel müdürlük görevlilerine yardımcı olurlar.


GEREKÇE

Taslaktaki “Denetimli serbestlik ve yardım merkezi müdürlüğü” adı mağdura değil, faile yardım ve destek verileceği şeklinde bir yanlış algılama yaratacaktır. Bu nedenle müdürlüğün adı, daha net ve amacını yansıtacak şekilde “Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü” olarak önerilmiştir.

Taslakta bu müdürlüğün hangi bakanlık ve kurum ile ilişkilendirileceği belirtilmemiştir. 4 Temmuz 2006 tarih ve 2006/17 sayılı “Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler”le ilgili Başbakanlık genelgesinden beri KSGM bu genelgenin uygulanması ile ilgili olarak görevlendirilmiş bulunduğu için “Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü”nün de KSGM’nin görev ve yetki alanında bir birim olarak örgütlenmesi önerilmektedir. “Müdürlük, büro, birim” vb. adlar verilebilir, ancak kendine ait bir bütçesi, personeli ve il/ilçe teşkilatları olması bu yasanın amaçlarına ulaşması bakımından kritik önem taşımaktadır.

Müdürlüğün etkin bir çalışma yürütebilmesi açısından maddeye 2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi çerçevesinde ekler yapılmıştır.

SHÇEK, bu alanda eksiklik/yetersizlik ve yanlış uygulamaları olmakla birlikte, belli bir deneyim birikimi sağlamıştır. SHÇEK ve ekibinin, yeni yapılanmaya entegre edilmesi gerekmektedir.


Uygulamanın takibi - Şiddet Takip ve Uzman Eylem Komisyonları

MADDE 25- (1) Bu Kanun hükümlerinin uygulanması Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sorumluluğundadır. Bu bakanlıklar, yasanın uygulanmasını, Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’nün yanı sıra “Şiddet Takip ve Uzman Eylem Komisyonları” ile takip eder.

“Şiddet Takip ve Uzman Eylem Komisyonları”, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile yargı, cumhuriyet savcıları, kolluk kuvvetleri, konuyla ilgili yerel ve ulusal yetkililer ve ilgili devlet kuruluşlarının yanı sıra, kadın ve çocuk sivil toplum örgütleri, barolar, üniversitelerin ilgili bölümlerinden akademisyenlerin temsilcilerinden oluşur. Komisyonlar, iki yıl için belirlenen en az 10, en fazla 20 üyeden oluşur. Komisyonların oluşumuna cinsiyet, yaş, engellilik vb. bu yasanın 4/c maddesinde belirlenen kriterlerin yansımasına özen gösterilir.

Bu komisyonların kuruluşu ve çalışmaları, Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü tarafından yürütülür. Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’nün merkezinde ve tüm taşra teşkilatlarında ayrıca bir Şiddet Takip ve Uzman Eylem Komisyonukurulur.

Komisyonlarda yeralacak kadın ve çocuk sivil toplum örgütleri, bu alanda çocuk hakları, kadına ve çocuğa yönelik şiddet, kadının insan hakları, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması gibi bu yasanın amaçlarıyla uyumlu çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin kendi aralarından yapacakları seçimle belirlenir.

Komisyonların görevi, yasanın daha etkin uygulanması ve uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi için gerekli tedbirleri almaktır. Bu çerçevede ilgili tüm kurumlardan bilgi isteme ve tavsiyelerde bulunmakla görevli ve yetkilidir.

(2) Komisyonların toplantı günleri ve gündemleri ve çalışma kuralları ile ilgili esaslar ilgili yönetmelikle belirlenir. Bu yönetmelikte, toplantıların periyodları, periyod dışı toplantıların tarih ve gündeminin komisyon üyelerine en az 7 gün önceden bildirileceği, komisyonun üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile toplanacağı ve katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar alacağı, komisyonun gerekli gördüğü hâllerde uzmanlardan yararlanabileceği, hukuki ve/veya cezaî soruşturma veya kovuşturma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın her türlü araştırma ve incelemeyi re'sen yapabileceği, gerekli gördüğü kişileri dinleyebileceği ve benzeri komisyon çalışmaları ile ilgili kurallar düzenlenir.

(3) Komisyonda görev alan kurum temsilcilerine 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla fiilen görev yaptıkları her gün için (4000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemelerde damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Bir ayda fiilen görev yapılan gün sayısının onbir günü aşması halinde, aşan günler için huzur hakkı ödenmez.


GEREKÇE

Yasanın etkin biçimde uygulanması için, uluslar arası sözleşmelerin de öngördüğü üzere,  Adalet, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile yargı, cumhuriyet savcıları, kolluk kuvvetleri, konuyla ilgili yerel ve ulusal yetkililer ve ilgili devlet kuruluşlarının yanı sıra, kadın ve çocuk sivil toplum örgütleri, barolar, üniversitelerin ilgili bölümlerinden akademisyenlerin temsilcilerinden oluşacak “Şiddet Takip ve Uzman Eylem Komisyonları” kurulması öngörülmüştür. Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sorumluluğunda kurulacak olan bu komisyonlar, Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’nün merkezinde ve tüm taşra teşkilatlarında yapılandırılacaktır.
Yasanın etkin uygulanmasının en önemli güvencesi, konu ile ilgili taraflar ve başta kadın ve çocuklarla ilgili çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin de konuya dahil edilmesidir.


Hükümet dışı örgütler ve sivil toplum
MADDE 26- Bakanlık, ilgili hükümet dışı örgütlerin ve sivil toplumun kadına ve çocuklara yönelik şiddetle ve ev içi şiddetle mücadele alanında her düzeyde yaptıkları çalışmaları göz önüne alır, teşvik eder, destekler ve bu örgütlerle etkili işbirliği gerçekleştirir.

Bakanlık, Şiddetin tüm biçimleriyle mücadeleye ve şiddetin her biçiminin önlenmesine yönelik bütünleştirilmiş politika, önlem ve programların, bu alandaki hükümet dışı örgütleri ve sivil toplumu da dâhil ederek yeterli düzeyde hayata geçmesi için uygun mali kaynakları ve insan kaynaklarını tahsis eder.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden alınmıştır.


Görevlilerin ve Uzmanların eğitimi
MADDE 27- Aile mahkemesi hâkimleri, Cumhuriyet savcıları, kolluk görevlileri, sosyal çalışma görevlileri ile Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğünde görevli personelin ve diğer ilgililerin görevlerine başlamadan önce veya görevleri süresince, uluslar arası sözleşmeler ışığında, şiddet, toplumsal cinsiyet ve kadının insan hakları, kadın-erkek eşitliği, mağdurların hakları ve ihtiyaçlarının yanı sıra ikincil mağduriyetin nasıl önleneceği hakkında gerekli eğitimi almaları zorunludur.
Bu eğitimler ve içerikleri hakkında, ilgili kurumlarca Şiddet Önleme, İzleme ve Eşgüdüm Merkezi Müdürlüğü’ne düzenli olarak bilgi verilecek ve yapılacak eğitimlerde bu müdürlüğün hazırlayacağı çerçeve metinler temel alınacaktır.


GEREKÇE

4320 sayılı yasanın ve kadına yönelik şiddetle ilgili tüm mevzuatın gösterdiği gibi, sadece yasaların değişmesi, kadına yönelik şiddetin yok edilmesini ya da en azından azaltılmasını sağlamak bir yana, artışını bile durduramamaktadır. Şiddetin artışında ve mevzuatın etkisiz kalmasında, yasayı uygulayacak mekanizmalardaki görevlilerin mesleki ve hizmet içi eğitimlerinin yapılmaması da büyük rol oynamaktadır. Ancak eğitimlerin içeriği de belirleyici önemdedir. Bu nedenle yasada bu eğitimlerin başta şiddetin yapısal nedenleri, toplumsal cinsiyet ve kadının insan hakları, kadın-erkek eşitliği” olmak üzere uluslar arası sözleşmelerde belirlenen kriterler çerçevesinde yapılması gerektiği da yasada belirtilmiştir.


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Ceza Hükümleri

Mahkeme
MADDE 28- (1) Bu Kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye ceza mahkemelerinde görülür.
(2) Bu Kanun uyarınca verilecek tutuklama kararları da birinci fıkrada belirtilen mahkemeler tarafından verilir.
(3) Bu davalar, acele işlerden sayılır ve adli tatilde de bakılır.


GEREKÇE

Bu kanın kapsamındaki ceza yargılamasının yapılacağı mahkeme ve yargılama usulüne ilişkin düzenlemedir.


Şikayet
MADDE 29- Bu yasa kapsamındaki suçlarla ilgili olarak ceza kovuşturmasının başlatılmasında ve yürütülmesinde mağdurun talebi, ifadesi ya da şikayet koşulu aranmaz. Şikayeti ve girişimi üzerine başlatılan kovuşturma, soruşturma ya da dava, şikayet geri alınsa bile devam eder.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde düzenlenmiştir.



Zamanaşımı
MADDE 30-
Bu yasa kapsamında başta çocukların cinsel istismarı ve zorla evlendirilmeleri olmak üzere çocuklara karşı işlenen suçlarda yasal işlemlerin başlatılması için zaman aşımı süresi işletilmeyecektir. TCK’nın ilgili maddeleri bu yasa ile değiştirilmiştir.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden Türkiye’ye uyarlanmıştır.


Uzlaşma ve arabuluculuk
MADDE 31- Bu yasa kapsamındaki suçlarda soruşturma ve yargılama öncesinde ve yargılama aşamasında uzlaşma ve arabuluculuk girişimlerinde bulunulamaz, uzlaşma ve arabuluculuk ile ilgili uluslar arası ya da ulusal sözleşme ve yasa hükümleri uygulanmaz.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden aynen alınmıştır.


Suçların kabul edilemez gerekçeleri;
Madde 32 –
1. Bu Kanun kapsamında yer alan şiddet eylemleri ile ilgili olarak alınacak tedbirler ve başlatılacak cezai işlemlerde kültür, örf ve adet, gelenek veya “namus” gerekçeleri kabul edilemez. Bunlara, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları da dâhildir. Bu gerekçelerin hiç biri cezasızlık/cezai sorumluluğun “tahrik indirimi” vb. gerekçelerle azaltılmasına neden olamaz.

Cezaların belirlenmesinde ve infaz edilmesinde hiçbir şekilde iyi hal, pişmanlık gibi cezai indirimleri uygulanamaz. Cezalar kısa süreli seçenek yaptırımlara ve/veya adli para cezasına çevrilemez.

Bu Kanun kapsamındaki hukuki ve cezai süreçlerde, mağdurun cinsel geçmişi ve tercih, tutum ve davranışlarıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca doğrudan davayla ilgili ve kesinlikle gerekliyse izin verilir. Bu tür kanıtlar, ancak doğrudan davayla ilgili ve kesinlikle gerekli ise toplanır.


GEREKÇE

“Namus adına kadınlara ve kızlara karşı işlenen suçların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma” başlıklı karar (A/RES/59/165), 2004’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Üçüncü Komitesi’nin 59. Oturumunda (A/59/496; Gündem No: 98) Kadınların Konumlarının Güçlendirilmesi mevzuatının altında tartışılmış ve kabul edilmiştir. Kararda sekizi İslam Konferansı Örgütü üyesi olmak üzere, tam 72 devletin imzası bulunmaktadır. Kararı masaya yatıran ana sponsorlar Türkiye ve Britanya’dır. Kararın Türkçe dahil olmak üzere 19 dilde tercümesi: http://www.wunrn.com/reference/crimes_honor.htm

Kabul edildiği 2004’te bu karar, Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye’nin kendi tarihinde
kadın konusunda yaptığı bir ilktir. Böylesine hassas bir konuda Müslüman ülkelerden de destek bulması nedeniyle Dışişlerinin çok önemli bir başarısı olarak gösterilmiştir.

Madde, bu kararın yanı sıra,  B.M Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin 19 Nolu Genel Tavsiye Kararı mad.23 çerçevesinde formüle edilmiştir.


Risklerin değerlendirilmesi ve ağırlaştırıcı nedenler
Madde 33 –

Bu Kanun kapsamında, kolluk birimlerinde yapılan işlemler, cumhuriyet savcılığı, aile mahkemesince alınacak tedbirler ve bu yasa kapsamında asliye ceza mahkemelerinde görülen davalarda aşağıdaki riskli (ve ceza hukuku açısından, cezayı ağırlaştırıcı) durumları ilk ve en acil göstergeler olarak önemle ele alınır:

a. Şiddet eylemi ya da tehdidi, eski veya şimdiki eş ya da partnere karşı ailenin bir ferdi, mağdurla evlilik dışı ilişki yaşayan veya kendi otoritesini kötüye kullanan bir kişi tarafından işlenmişse;
b. bir suç oluşturan eylem ya da eylemler mükerreren işlenmişse;
c. suç, çeşitli şartlar nedeniyle savunmasız durumdaki bir kişiye karşı işlenmişse;
d. suç, bir çocuğa karşı veya bir çocuğun önünde işlenmişse;
e. suç, iki ya da daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse;
f. suç işlenmeden önce ya da suç sırasında aşırı düzeyde şiddet uygulanmışsa;
g. suç, silah vb. araçlar kullanılarak veya bunlarla tehdit ederek işlenmişse;
h. suç mağdur için ağır fiziksel veya psikolojik hasarla sonuçlanmışsa;
i. fail, aynı nitelikteki suçlar nedeniyle daha öncesinde mahkum edilmişse;

bu ve benzeri riskli durumlar, ölüm riski, ciddi zarar görme riski ve şiddetin tekrarlanması riskleriyle birlikte ele alınarak değerlendirilir.


GEREKÇE

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ndeki ilgili düzenleme, 4320 sayılı yasa ile Türk ceza Yasası’nın uygulanmasından kaynaklanan sorunlar dikkate alınarak hazırlanmıştır.


Yargılama kuralları
Madde 34 – Aile mahkemesinin uzun vadeli tedbir kararları için duruşma açtığı ya da asliye ceza mahkemesinde bu yasa uyarınca gerekli davaların açıldığı durumlarda;

a. mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kolluk kuvvetlerinin mevkiinde, mümkün olduğu ölçüde önlenmesi sağlanır.

b. mağdurun, kendisinin veya ailesinin tehlikede olabileceği durumlarda, mağdurun esasen mevcut ve uygun iletişim teknolojilerinden yararlanarak mahkeme salonuna gitmeden ya da en azından fail olduğu iddia edilen kişinin mahkeme salonunda bulunmadığı bir ortamda ifade vermesi sağlanır.

c) Mümkün ve uygunsa, mağdurla yapılacak bütün mülakakatların aynı kişiler tarafından gerçekleştirilmesi,
d. Mağdurla yapılacak mülakatların cezai işlemlerin amacı için gerekli olan kadar ve mümkün olduğunca sınırlı tutulması;
e. Mağdurun yasal temsilcisinin eşlik etmesi,
f. Mağdurla yapılan tüm mülakatların sesli-görüntülü olarak kaydedilmesi ve bu kayıtların gerektiğinde mahkeme işlemlerinde delil olarak kabul edilmesi sağlanır.

g. Bu kanun kapsamındaki davaları (gizlilik kararı verilen durumlar hariç), ilgili kamu kuruluşları, ilgili kurumlar ve sivil toplum örgütleri, mağdur yanında müdahil olarak takip edebilir.


GEREKÇE

c-d-e-f bentleri “Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin 35. maddesinden uyarlanmıştır. Maddenin tümü, 4320 sayılı yasa ile Türk ceza Yasası’nın uygulanmasından kaynaklanan sorunlar dikkate alınarak hazırlanmıştır.

  


Koruyucu tedbir kararlarına aykırı davranma
MADDE 35- (1) Bu Kanun uyarınca verilen koruyucu tedbir kararlarının gereklerini yerine getirmeyen şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimâli bulunan kişi, fiili başka bir suç oluştursa bile, işlediği bu suç ve suçların cezasının yanı sıra, sadece verilen koruyucu tedbir kararlarına aykırı davranmaktan ötürü, altı aydan oniki aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cumhuriyet savcısı, koruyucu tedbir kararlarının gereklerini yerine getirmeyen kişinin tutuklanmasını ilgili ceza hâkiminden talep eder. Ceza mahkemesi hâkimi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tutuklamaya ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tutuklamaya karar verebilir. Koruyucu tedbir kararlarına aykırı davranış nedeniyle verilen ceza, hiçbir biçimde ertelenemez, paraya çevrilemez, hükmün açıklanması geriye bırakılamaz.


GEREKÇE
Tedbir kararlarına uymamanın cezası (caydırıcılığın sağlanması amacıyla) artırılmış ve cezaların ertelenemeyeceği, paraya çevrilemeyeceği, hükmün açıklanmasının geriye bırakılamayacağı esasları düzenlenmiştir.


Görevi İhmal
MADDE 36- Bu kanun uyarınca yapılan başvuruların gereken aciliyetle, gereken dikkat ve özenle yerine getirilmemesinden sorumlu olan kamu görevliler hakkında hukuki ve cezai kovuşturma yolları açıktır.


GEREKÇE

Yasanın etkili uygulanmasının sağlanması için kamu görevlilerinin hukuksal/cezai sorumluluğu olacağına ilişkin düzenlemedir.


Gizlilik kuralı
Madde 37-  Bu Kanun uyarınca kimlik bilgileriyle, adresleri gizli tutulan kişilerle ilgili olarak alınan kararlar ve yürütülen işlemler gizlidir. Bu kapsamda görev alan bütün birimler, gizliliğin sağlanmasına yönelik gerekli bütün tedbirleri almakla yükümlüdür.


GEREKÇE

Şiddetten korunmada birçok durumda adres ve kimlik bilgilerinin gizliliği yaşamsal önem taşımaktadır. Yasa kapsamındaki tüm birimlerin gizlilikle ilgili tedbirleri almakla yükümlü olduğunu vurgulamak üzere düzenlenmiştir.

  
Harç ve masraflardan muafiyet
MADDE 38- (1) Bu Kanun kapsamındaki başvurular, bildirimler, düzenlenecek belgeler, resmi mercilerce ve noterlerce yapılacak işlemler ile bu yasaya göre ödenen yardımlar ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden vergi, resim, harç ve posta giderleri vb. hiçbir masraf alınamaz.


GEREKÇE

Bu yasa kapsamında yapılacak işlemlerden harç ve masraf alınmayacağına ilişkin 4320 sayılı yasadaki düzenleme genişletilmiştir. Muhtarlıktan, noterliğe dek birçok işlemin paralı olduğu düşünüldüğünde bunlar kadınlar için büyük maddi külfetler getirmekte ve bazı durumlarda kadınlar sadece maddi nedenlerle yasal işlem yapmaktan vazgeçmek zorunda kalmaktadır.

Öte yandan 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren yeni Hukuk Usulü Kanunu çerçevesinde adliye tevzi bürolarında 4320 sayılı yasa kapsamındaki başvurular için bile “posta gideri” adı altında para talep edilmeye başlandığından, maddenin daha ayrıntılı ve açık olarak düzenlenmesi zorunlu olmuştur.


Sağlık giderleri
MADDE- 39 Bu Kanun uyarınca hakkında tedbir kararı verilen şiddet mağdurlarından sosyal güvencesi olmayanların teşhis ve tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanır. Cinsel şiddet de dahil olmak üzere şiddetle ilgili olarak, adli tıp birimleri ve hastanelerce yapılacak muayene ve verilecek raporlar için mağdurdan hiçbir isim altında ücret talep edilemez.


GEREKÇE

Şiddet mağdurlarının sosyal güvencesinin olmadığı durumlarda, teşhis ve tedavi giderlerinin sağlık bakanlığı tarafından karşılanacağı kuralı açıkça düzenlenmiştir.

Ayrıca, 2011 yılı içinde adli tıp birimleri en basit şiddet olaylarında bile, rapor vermek için mağdurlardan 70 TL. ücret talep etmeye başlamıştır. Bir çok kadın bu parayı bulamadığı için adli tıptan geri dönmüş ve şikayetçi olmaktan da vazgeçmiştir. Bu nedenle, şiddetin tespiti ve raporlaması için kamu kurumlarınca ücret talep edilemeyeceği kuralının yasada açıkça belirtilmesi bir zorunluluk olmuştur.


Adli Yardım
            MADDE- 40 Bu Kanun uyarınca tüm mağdurlara her türlü hukuksal destek sağlanması için gerekli düzenlemeler yapılır. Bunun için baro CMK ve Adli Yardım servisleri yeniden yapılandırılır. Mağdurlara hukuki destek mağdurun başvurduğu kurumda verilir.

Olanaklar ölçüsünde adliyelerde barolar tarafından bu konuda destek verecek birimler açılır.

Mağdurun maddi olanaklarının yetersizliği durumunda (doğrudan bu yasayla ilgili olsun olmasın) şiddetle bağlantılı tüm hukuk ve ceza davalarında yargılama giderleri ve harçlardan muafiyet tanınır.


GEREKÇE

Şiddetle ilgili yasaların etkili bir biçimde uygulanabilmesinde büroların ilgili birimlerinin yeniden yapılandırılması ve maddi olanakları yetersiz olan mağdurların hak arama hakkını kullanabilmesi için ücretsiz destek/yargılama giderleri ve harçlardan muafiyet kuralları getirilmiştir.


ALTINCI BÖLÜM
Son Hükümler

Yönetmelik
MADDE 41 - (1) Bu Kanun hükümlerine göre öncelikle maddi yardımlar, teknik takip, savcılık ve bakanlık izleme bürolarına ilişkin yönetmelikler olmak üzere çıkarılması gereken tüm yönetmelikler, Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde, Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıklarının koordinasyonu ile ilgili bakanlıkların görev/yetki alanlarına göre, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık bakanlıkları ile düzenlenir.


GEREKÇE

Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet, birden çok bakanlığın görev ve yetki alanına girmektedir. İşbu kanun kapsamında değişik bakanlıkları ilgilendiren birden çok yönetmelik çıkartılması gerekebilecektir. Tüm bu yönetmeliklerin, tüm bakanlıklarla ortak çıkartılmasının değişik zorluklar yaratabileceği düşünülerek, “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıklarının koordinasyonu” ile ve bu bakanlıkların sadece uygun görecekleri ilgili bakanlık ile yönetmelik hazırlamalarını kolaylaştırmak amacıyla önerilmiştir.


Yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 42- (1) 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un yerine, aynı Kanun numarası ile işbu kanun kabul edilmiştir.


GEREKÇE

Yasanın adı konusunda belirtilen gerekçedir.


Yürürlük
MADDE 43- (1) Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


GEREKÇE
Yürürlük maddesidir.


Yürütme
MADDE 44- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


GEREKÇE
Yürütme maddesidir.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder